3 Mart 2018 Cumartesi

Aylık Rapor | Şubat 2018


Bu ay o kadar çok yağmur yağdı ki dönüp baktığımda hep kapkara bulutlar, kasvetli bir hava, ıslak yollar ve üşümüş bir ben geliyor gözümün önüne. 

Bununla birlikte ayın başında başlayan akademik dönemle hayatım yeniden bir düzene girdi ve bu açıdan gerçekten mutluyum. Aldığım derslerden gerçekten keyif alıyorum, çoğundan diyelim, bu da okulun stresi ve yorgunluğuna değiyor. Şu sıralar staj yeri bulma telaşı içindeyim ama o da tatlı bir telaş, içinde bolca heyecan ve heves de var çünkü.

Tüm bunların içinde bu ay çok güzel kitaplar okudum, güzel bir diziye başladım ve hiç seyretmediğim bir türü keşfedip bundan oldukça keyif aldığımı fark ettim. Kısacası şubat ayı benim için dolu dolu ve güzel geçti. Mart ayından ise beklentim daha büyük, en azından okuma ve bloga yorum girme açısından..



- Öncelikle bu yeni keşfimden kısaca bahsetmek istiyorum. Balkan müziklerine aşık olduğumu beni tanıyanlar çok iyi bilir. Amerikalı bu grubu tesadüfen buldum ve kendi besteleri olan parçalara hayran oldum. Yalnızca var olan şarkıları yorumlamıyorlar, yeni şeyler de üreterek Balkan müziğinin canlı kalmasına katkıda bulunuyorlar. Yukarıdaki parçayla aynı isimli albümlerine bir göz atabilirsiniz. -



Okunanlar

-Silmarillion / J.R.R Tolkien 5/5

Bu ay okuduğum en en en iyi kitaptı. Bu yılki enlerime gireceği de kesin. Yorumunu şuradan okuyabilirsiniz.

- Der Junge im gestreiften Pyjama / John Boyne 3/5

Hitlerjugend oluşumu ve birkaç tane daha - en azından benim radarıma takılan - tarihi gerçeklik göz ardı edilmiş. Bruno'nun hiçbir şeyden haberinin olmaması ve buna bağlı olarak düşündüğü şeylerin saflığı çok abartılı geldi bana. O dönemde yaşayan herkes, çocuk olsa da Hitler'den ve onun kim olduğundan haberdardı. Nasıl olmasın zaten? Hele hele babası Hitler'e yakın bir komutan olan Bruno'nun Führer kelimesini bile doğru telaffuz edememesi absürttü bence. Bu olumsuzluklara rağmen sonu tüylerimi ürpertti. Birkaç yerde durup holokostun ne kan donduran bir insanlık ayıbı olduğunu tekrar tekrar düşündüm. Ayrıca kitap okuduğum ilk Almanca roman olduğundan yeri benim için ayrı olacaktır her zaman.

- İnce Memed / Yaşar Kemal 5/5

Uzun süredir merak ettiğim, Türk Edebiyatı'nın en büyük klasiklerinden olan İnce Memed'i okumaya bu ay başladım. Şimdilik yalnızca ilk cildi okudum ama her ay bir tanesini okumayı çok istiyorum. Kitap hakkındaki yorumlarım için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

- Şeytan / Tolstoy 3/5

- Şahmerdan / Saik Faik Abasıyanık 4/5

- Kıyamet Sonrası / Susan Ee 4/5

- Doğu Avrupa'da Yolculuk / Gabriel Garcia Marquez 5/5


- Bu ay keşfettiğim bir başka sanatçı ise Brenna MacCrimmon. Kendisi aslında Kanadalı ve bir gün Balkan kültürüne, müziklerine ilgi duymaya başlıyor. Bu daha sonra bir hayranlığa dönüşüyor ve kendisi bu tutkusunu takip edip Balkanları dolaşıyor, İstanbul'da da bir dönem yaşıyor. Balkan türkülerini Türkçe seslendiriyor. Çok da güzel yapıyor bu işi. "Kulak Misafiri" albümünü bir dinlemenizi tavsiye ediyorum. -



İzlenenler

Filmler

- Hobbit / Beklenmedik Yolculuk (2012) 4/5

Yeniden izledim, Silmarillion okuduktan sonra üçlemeyi bir daha izlemiştim. Doyamadım Hobbit üçlemesini de izleyeyim dedim ama fark ettiğim bir şey var : Yüzüklerin Efendisi'ndeki doğallık ve samimiyet Hobbit filmlerinde yok sanki. Yine de keyifli izliyorum orası ayrı ama LOTR üçlemesiyle kıyaslamak bile istemiyorum.

- Bugün Aslında Dündü (1993) 5/5

- Ruhların Kaçışı (2001) 2/5

Çoğunun çok sevdiği bu anime, beklentilerimi karşılayamadı nedense. İzlerken çok sıkıldım.

- Good Time (2017) 3/5

- Şaban Oğlu Şaban 5/5

- Kibar Feyzo 5/5

- La Bayadere (1992-Paris) 4/5

Daha önce hiç bale izlememiştim ve bu sefer de çevirdiğim bir baladı anlamak adına izledim bu baleyi. Şaşırtıcı bir şekilde çok keyif aldım. Şaşırdım çünkü ben müzikalleri bile sevmeyen bir insanım. Fakat bir hikayenin klasik müzik ve dans eşliğinde anlatılması bana çok mucizevi geldi. Çok hoşuma gitti.

- The Vow 3/5

- 50 First Dates 3/5

Yeniden izledim, ilk izlediğimden daha az keyif aldım. Zorlama şakaları sinirlerimi bozdu hatta ama hikayesi hala güzel bence.


Diziler

- Nothing to Lose (2018) 2/5

Fazla bir şey söylemeye değmeyecek bir diziydi. Of, çok saçmaydı ve gereksiz uzatılmıştı. Oysa çok büyük beklentilerim de vardı ya, neyse. Bulaşmayın bence.

- Community | 12 Bölüm 5/5

Yorumu gelecek.


Siz bu ay neler yaptınız?

Neler okuyup neler izlediniz?

Benimle paylaşın!

9 yorum:

  1. Kitaplarla, filmlerle dolu dolu bir ay olmuş.

    YanıtlaSil
  2. Değil mi değil mi? Bu ay balık gibi olduk ama yağmur iyidir. Tabi içerideysen :) Umarım içine sinen, gönlünce bir staj yaparsın. Senin aldığın derslerden sanki çok lezzetli bir yemeyi yermiş gibi keyif almana bayılıyorum. Benzetme saçma gelebilir ama bence anlatabildim :D

    Çizgi Pijamalı Çocuk'un filmini de öneririm izlemediysen. Çok çarpıcıydı. İnce Memed serisini okumayı ben de istiyorum ama şu anda okuyamam. İleride bir gün :)

    Japon animasyonlarını genel olarak seviyorum. Ruhların Kaçışı'nı da sevdim. Zaten izleyip de sevmediğim bir anime hatırlamıyorum. Ama o dönemde baya anime izlediğimden diğerlerine göre biraz aşağıda kalmıştı benim için de.

    La Bayadere ilgimi çekti. Belki ben de izlerim bir ara. Muhtemelen izleyeceğim :)

    Çok güzel bir ay olmuş senin için, buna sevindim. Keyifle okudum yazını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi izledim, etkileyici bir hikayesi olduğu bir gerçek.. Bu arada derslerden keyif almamı benzettiğin şey çok hoşuma gitti ve kesinlikle katılıyorum :D

      Sil
  3. Şubat ayın oldukça verimli geçmiş senin adına sevindim :'))

    Kıyamet Sonrası, Meleğin Düşüşü serisine ait bir kitap sanki değil mi? Seri Kitapları Seri Okuyoruz etkinliği için bir ara listeye eklesem mi eklemesem mi düşünmüştüm ve an itibariyle verdiğin puandan ötürü eklemeye karar verdim :D

    Kemal Sunal filmleri<3 Bir ara tekrar izlemek istiyorum ben de :')

    Nothing to Lose fiyasko olmuş cidden. Umut veren bir kadroydu oysa :( Bir de bloga heyecanlı heyecanlı yazmıştım tanıtımını. Böyle olunca daha bir yıkılıyorum :D

    Mart ayın çok daha güzel geçer umarım, kendine iyi bak, bol bol yaz<3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meleğin Düşüşü'nün devamı aynen, ikinci kitabı daha çok sevdim sanki ben :D Seri güzel ya, hızlı hızlı okunuyor, heyecan, aksiyon, romantizm her şey var :D Mart'ın yarısına geldik ama henüz bir kitap bitirebildim, nazar mı değdi, havalar mı yaramadı anlamadım :D

      Sil
  4. nothing to lose u ben de yarım bıraktım :D ilk bölümü aşırı absürttü zaten ama belki bi şey olur diye izledim bir süre :D güzel bi ay olmuş bence, verimli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Of evet ya çok sinir bozucuydu, özellikle sonu :D Zararın neresinden dönsen kardır, iyi yapmışsın bırakıp :D

      Sil
  5. Kibar Feyzo benim en sevdiğim filmlerden biridir biliyor musun? En çok izlediğim film de o. 20-30 kez izlemişimdir herhalde.

    Hobbit filmlerini beğenmemiştim ben. Yüzüklerin Efendisi'nden sonra beklenti tavan yapıyor. Sadece son filmini sevdim, onu da sinemada izlediğimden etkilenmiş olabilirim. Keşke daha çok para kazanacağız diye bir kitaptan üç film çıkarmasalardı. Bir film olarak çekilse çok daha doyurucu olurdu diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hobbit'i okumamış olsaydım belki severdim ama yine de Lotr havası hiç yok ne yazık ki :'( Gandalf hatırına izleniyor işte... Kibar Feyzo'yu ben de çok seviyorum ^.^

      Sil