30 Aralık 2016 Cuma

Beyaz Diş & Vahşetin Çağrısı / Jack London | Kitap Yorumu




Herkese merhaba!

Son kitap yorumumun üzerinden yine hayli zaman geçti ve artık bir yorum yazısı yazma ihtiyacı hissetmeye başladım. Aslında bundan bir önce okuduğum kitap olan "Meleklerin Suskunluğu" üzerine birkaç kelam etmek niyetindeydim ama yazacak hiçbir şey bulamadım nedense. 

Birkaç ay öncesinden yılın son kitabı olarak planladığım "Vahşetin Çağrısı"nı tasarıma uygun bir şekilde 2016'nın son günlerinde okuyup bitirmeyi başardım. 

Jack London okumaya ben geçen sene, yine bu zamanlar, "Martin Eden" romanıyla başlamıştım. O kitabıyla sevgimi fazlasıyla kazanan Jack London'ın tüm kitaplarını okumayı amaç edinmiştim. Ömrümün yettiği kadarıyla tabii.

Kendisinden okuduğum ikinci kitap, belki çoğumuzun daha küçükken okuduğu "Beyaz Diş" olmuştu. Üçüncüsü de "Vahşetin Çağrısı" oldu. 

İkisini aynı zamanda okumasam da - Beyaz Diş'i Ekim'de okumuştum - yorumunu yazmak için Vahşetin Çağrısını da okumayı bekledim. Çünkü okuduğum yorumlar, incelemeler doğrultusunda ikisinin birbiriyle bir takım benzerlikleri olduğunu biliyordum. 

Konularından kısaca bahsetmem gerekirse; Beyaz Diş, vahşi doğada doğmuş, daha sonra insanla, yani medeniyetle karşılaşan, vahşi dürtülerinin üstesinden gelip bu doğasını değiştirmek durumunda kalan bir kurt kırmasıdır.  Bunun aksine Vahşetin Çağrısı'ndaki ana karakterimiz Buck, bir çiftlikte yaşayan evcil bir köpekken gizlice başkalarına satılıp, kuzeye gitmek zorunda kalmış ve kızak köpeği olmuştur. Derinlerinde hissettiği vahşiliği gittikçe gün yüzüne çıkar.

İki kitabı da okurken Jack London'ın tecrübelerinin kitaplarına ne denli açık yansıdığını fark ettim. Kendisi de 21 yaşında kuzeye, altın arayışına çıkmış olduğundan kitaplardaki mekanları ustalıkla tasvir etmiş. Ayrıca bu dönemde kızak köpeklerini de çok dikkatli ve incelikli bir şekilde gözlemlediğini düşünüyorum yoksa onların psikolojisini bu denli detaylı bir şekilde kaleme alamazdı. 

Bu kitapları bence çocuk kitabı kategorisine sokmak gerçekten yanlış. Fakat bu seferki iddiam, diğer çocuk kitapları için düşündüğüm sebepten ileri gelmiyor. Bunlar, yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği çocuk kitapları değil bir kere. Bir çocuk bu iki kitabı okuduğunda neler düşünür, neler hayal eder bilemiyorum çünkü ikisi de birbirinden gerçekçi kitaplar. Dövülen, öldürülen köpekler, insanların gaddarlığı, doğanın ayrı, medeniyetin ayrı açılardan acımasız olması... Tüm bunlara bir çocuğun anlam verebileceğini, ana karakterlerin yaşadığı ikilemleri, içlerindeki sorgulamaları kavrayabileceklerini düşünmüyorum. 

O yüzden bu kitapları okumak için belirli bir olgunluğa erişilmesi gerektiği kanısındayım ben. En erken lise döneminde okutulması gerektiği görüşündeyim. Keşke ben de bu kadar geç okumasaydım...

Okuduğum bir makalede bahsedildiğine göre bu iki kitap da London'ın kendisini ifade ettiği romanlar. Buck ve Beyaz Diş kendi yaşamının birer yansıması aslında. Kötü geçen çocukluğu, üvey babasına karşı duyduğu çelişkili hisler, hayatının ileriki dönemlerinde içine düştüğü manevi boşluk bu iki kitapta da kendisini bir şekilde gösteriyor. Kısacası London'ın ruh hali kitaplarına da büyük ölçüde sızıyor ve sonrasında bunların tahlilini yaptığınızda kitaplardan daha çok etkileniyorsunuz. 

Okumak istersiniz diye oldukça ilginç bulduğum bir makalenin ismini de ekliyorum. Yapılan çözümlemeleri kitapların ardından sıcağı sıcağına okuduğunuzda daha da çok hayrete düşeceğiniz noktalara değinilmiş. Psychoanalysis of Jack London’s The Call of the Wild and White Fang , Hongyan Yang, School of Foreign Languages, Leshan Normal University, Leshan, China.

Bu arada Beyaz Diş'i bir tık daha çok sevdiğim için ona 5, Vahşetin Çağrısın'a da 4 yıldız verdim. İkisi de mutlaka okunması gereken kitaplar arasında benim için. 

Jack London okumaya Demir Ökçe ile devam etmek niyetindeyim. Ayrıca artık yazarı, favorilerim arasında saymaya başlayabilirim. 

Eğer yazardan hiçbir kitap okumadıysanız hemen okumaya başlamanızı tavsiye ederim. 



Siz Beyaz Diş'i ya da Vahşetin Çağrısı'nı okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

23 Aralık 2016 Cuma

2016 Ganimetleri ve 2017 Dilekleri



Merhaba herkese,

2016 yılı geride kalırken yavaş yavaş ne okumuşum bir ortaya sayıp dökeyim, kendimi değerlendireyim dedim. 

Geçen yıl kendime koyduğum hedeflere erişmiş miyim, okuma hayallerimi gerçekleştirebilmiş miyim bir bakıyım istedim. 

Goodreads bunu bizim için kolaylaştırıp her yıl okuma istatistiklerimizi oluşturuyor. Ben de onun yaptığı değerlendirmeler doğrultusunda, birkaç ekleme de yaparak ilerleyeceğim.

- Bu yılki hedefim ilk olarak 70 tane kitap okumaktı. Yıllık hedefimi geçen yıl okuduğum kitap sayısına göre belirlemiştim. Aralık ayı itibariyle bu hedefimi tamamladım ve şu an 74. kitabımı okuyorum. Bu gidişle 2017 okuma hedefim 75 kitap olacak gibi duruyor. Tamamlayabileceğim konusunda kendime, geçen yılki kadar, güvenim yok ama neden olmasın?


Beni en çok bu tablo gülümsetti. Şunun güzelliğine bakın hele :D

Vizelerden ve yıllık hedefimi tamamladıktan sonra kendimi sadece bir kez okuduğum HP kitaplarını bir kez daha okuyarak ödüllendirmiştim. Zümrüdüanka Yoldaşlığını saymazsak okuduğum en kalın kitap sanırım altı yüz küsür sayfa ile Jane Eyre.

Burada canımı sıkan tek şey, bu yıl okuduğum kitapların uzunluğunun ortalama olarak 259 sayfa olması. Görece kısa kitaplar okumuşum demek oluyor bu. Aslında kitapların değeri sayfa sayılarına göre biçilmez ama ne bileyim. Olsun. :D



Bu yıl okuduğum en popüler kitap Gurur ve Önyargı, en az popüler kitapsa bir çizgiroman olan Kahverengi Elbiseli Adam. 

İkisine de şaşırmadım aslında. Burada benim dikkatimi çeken kitaplara verdiğim yıldızların ortalamasının 4.2 olması. Bu demek oluyor ki okuduğum kitapları çoğunlukla beğenmişim. 

Düşününce gerçekten de çok çok güzel kitaplar okuduğum bir yıl oldu 2016.

* Aşağıya bu yılın en iyi kitaplarının listesini koyacağım. Tavsiye isteyenler yararlanabilir.*

- 2016 için hedeflediğim diğer büyük şeyse şu listeden en az bir seri eksiltmekti. Bunu başardım, dahası o listede en en en çok okumak istediğim seriyi, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini okudum bu sene nihayet. 


- Geçen yıl hayalini kurduğum gibi bu yıl iki tane Almanca kitap okuyabildim. İkisi de çocuk kitabı olarak geçiyor ( Die Kleine Hexe, Charlie und die Shokoladenfabrik) ama olsun. Aslında çok uzun sürede bitirdim ikinci kitabı ve başladığımda gerçekten yılın içinde bitirebileceğime hiç inanmıyordum. Ama korktuğum olmadı, kitabı büyük keyifle okudum ve bitirdim. Çok mutlu olduğum konulardan biri de bu.

- Klasik okuma açısından çok da verimli bir yıl geçirmemişim. Blogumu takip edenler bilir, geçen yılın başından itibaren bir Klasik Kitap Okuma Maratonu yapıyorum. Maratonuma göre 15 yerli 15 yabancı klasik okuyacaktım fakat işler pek de umduğum gibi gitmedi. Yaz aylarına güvenmiştim klasik okumak konusunda fakat yaz aylarında hiç klasik kitap okuyamadım. Bu yüzden maratonumu tamamlayamadım. 

Sonuç olarak 12 yabancı, 7 yerli klasik okumuşum. Yabancı klasik kitap okumak konusunda hedefime daha çok ulaşmışım fakat yerli klasikler için aynı şeyi söyleyemiyorum ne yazık ki. Zaten okuduğum kitaplara baktığımda yüzde doksanının çeviri kitap olduğunu da fark ettim. Gerçi bunun genel olarak da farkındayım ama yavaş yavaş bu durumdan rahatsız olmaya başladım. 



- Bunun dışında geçen yıl '2016'da mutlaka okuyacağım kitaplar' diye bir liste hazırlamıştım. İçinde yedi kitap olan bu listeden sadece dört kitap okuyabilmişim. Çoğu gitmiş azı kalmış ama okumayı böylesine çok istediğim yedi kitabın hepsini o yetmiş kitabın arasına sıkıştıramamam çok saçma geliyor. 

- Tabii ki Gabo'nun bütün kitaplarını okuyamadım. Yeni yıl dileği yazarken insan cidden çok yükseklerden atıyor. Aslında dileklerimi sıralarken bunlar hiç yapılması zor şeyler gibi gelmemişti ama dönüp baktığımda, tüm kitaplarını okumak istememe rağmen yıl içinde sadece yedi Marquez kitabı okumuşum. Az değil belki ama hedef hepsi olunca bu rakam devede kulak kalıyor. Ayrıca, yine söylüyorum, imkansız bir şey de değilmiş yani sadece okuma tercihi meselesi...


İşte bu yüzden 2017 için sadece güzel kitaplar okumayı diliyorum. Bir sonraki okuyacağım kitap için daha az kararsızlık yaşamayı, ruh halimden dolayı mükemmel kitapları elimde süründürmemeyi, bir kitabı sevmediysem okumayı bırakmayı ve zamanımı gerçekten okumak istediğim bir kitapla geçirmeyi kendime alıştırmayı diliyorum. 

En çok da daha çok okumayı, daha çok kitap yorumu yazmayı istiyorum. Blogumun adının hakkını vermeyi istiyorum. 

2017'den beklediğim şeyler bunlar işte. Kitaplarla yaşanan aşktan daha güzeli var mı ki zaten? Hele de okuyan bir muggle için...


Siz bu yıl hedeflerinize ulaşabildiniz mi?

2017'den beklentileriniz neler?

Benimle paylaşın!

Sözünü verdiğim liste hemen aşağıda :')


Bu Yıl Okuduğum En Güzel Kitaplar


- Şeker Portakalı / Jose Mauro des Vasconcelos

- Yaban / Yakup Kadri

- Dr. Jekyll ile Mr. Hyde / Robert Louis Stevenson

- Beyaz Diş / Jack London 

- Momo / Michael Ende 

- Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda / Yılmaz Özdil

- Profesör / Charlotte Bronte

- The Night Circus / Erin Morgenstein

- Mezarlık Kitabı / Neil Gaiman

- Yolun Sonundaki Okyanus / Neil Gaiman

- Yıldız Tozu / Neil Gaiman

- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / Stefan Zweig

- Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi / J.R.R Tolkien

- Martı Jonathan Livingston / Richard Bach

- Koku : Bir Katilin Öyküsü / Patrick Süskind

- Şili'de Gizlice / Gabriel Garcia Marquez

- 1984 / George Orwell

- Hayvan Çiftliği / George Orwell

- Osmancık / Tarık Buğra

- Villette / Charlotte Bronte

- Dövüş Kulübü / Chuck Palahniuk

- Jane Eyre / Charlotte Bronte

- Kiralık Konak / Yakup Kadri

- Martin Eden / Jack London


***

19 Aralık 2016 Pazartesi

Mim : 2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Evet, şu sıralar biriken mimlerimi yazıp bitirmeyi hedef edindim kendime ve önceliği 2017 ile ilgili olanlara vermem gerekiyor.

Bu da yeni yıl dilekleri konulu bir mim yazısı olacak. En sevdiğiim!

Beni bu mime davet eden İlkay ve Simurg'a çok teşekkür ediyorum. Hemen yanıtlamaya can attığım sorulara geçiyorum. 


Bu şarkı sizi de umutlandırmıyor mu?


1- Kimse mükemmel değildir fakat yine de eksikleri düzeltmek mümkün. huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Bu yıl kendimle ilgili değiştirmek istediğim en büyük şey beni en çok rahatsız eden okuma alışkanlığım. Şöyle ki bir kitaba başlıyorum, sarmıyor, hiç hoşuma gitmiyor filan ama yine de başladığım için bitirmeye çalışıyorum. Bu da bir işkenceye dönüşüyor. Bu yıl beğenmediğim kitabın kapağını şak diye kapatıp istediğim bir kitabı vicdan azabı duymadan okumaya başlamak, başlayabilmek istiyorum.

Bir de en en en kötü huyum çok kararsız olmam, verdiğim kararlardan devamlı pişmanlık duymam. Bu cidden çok yorucu bir şey. Biraz takıntılı olmaktan da ileri gelen bir durum aslında. Bu yıl daha rahat olmak, hiçbir şeyi kafama takmamak, boşver gitsin modunda olmak istiyorum. 



2- Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu da kucağına düştü. Sana üç dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?
* Ruh eşimi bulmak. ( Çünkü yeterince vakit kaybettik ve zamanımız her geçen saniye azalıyor. )

* Almancamın anadil seviyesine gelmesi. ( Çünkü bunu sadece Alaaddin'in zımbırtısı gerçekleştirebilir. )

* Anneme bir karavan almak. ( Çünkü kadının en büyük dileği bu, çünkü onun sevinci benim sevincim. )


3- Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin... için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki yeni yıl kapıda, hazırlıksız kalmayalım.

Soru beni üzdü ya. Ne evim var, ne çocuğum, ne kedim. Bir kendimim. 

Kendim için yapmak istediğim en önemli şey, yazma işini ciddi bir düzene sokmak ve artık son taslaklarımı -en azından kendim için- bastırmak. 

Çünkü yeter artık, ölsem gitsem, yazdıklarım da benimle birlikte yok olacak. Olmasın.



4- Piyangodan büyük ikramiye çıksa,hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok para şart mı? Belki değildir.

 Öncelikle evet, şart. :D 

Böyle bir ihtimal zaten hep aklımda ve ne yapacağım da yıllardır belli aslında. Annemle babama hayallerindeki evi yaptırırdım. Yıllardır çalışıp, uğraşıp didinip beni bugünüme getirdikleri için, bu noktadan sonra rahatça yaşayabilmeleri için her şeyi yapardım. 


5- Para, para, para... Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş!

2017'nin sonunda kitaplığımda okunmamış kitap kalmasın istiyorum! Alın size hayal :D


Yazımı sonlandırırken;

Okuyan, yapmak isteyen herkesi de mimliyorum, haberiniz olsun, muggle mimledi dersiniz. :D

Sağlıcakla kalın!




14 Aralık 2016 Çarşamba

Mim : Geriye Bakış 2016


Biliyorum, bir sürü mim birikmiş beklerken son mimlendiğim konuda yazmak biraz ayıp. Ama 2016 bitmeden bu değerlendirme tarzı yazıları hemen yayınlamam da gerekiyor. So...

En öncelikleeee beni bu mime davet eden Periodic Library blogunun sahibesi Eslem'e kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Onun keyifli mi keyifli mim yazısını da buradan okuyabilirsiniz!

Ben de onun gibi, bir yıl devirip hala blog yazıyor olmaktan dolayı çok çok mutluyum. 

2016 genel olarak iyi geçti, hatta ilk yarısı kötü ikinci yarısı daha iyi geçti diyebilirim. 

Bu yıl çok hayal kurdum, çok hayal kırıklığı yaşadım. Yüksek beklentilerim oldu, beklediklerimi çoğu zaman bulamadım. Stresli, yoğun ve kafa karışıklığıyla dolu upuzun bir dönem geçirdim. Kısacası aslında 2016 benim için hem fiziksel hem de ruhsal olarak yorucu bir yıldı. 

Her şeye rağmen sağlıklıyım, mutluyum, ailemleyim. 

Bakalım Eslem'in kategorize ettiği konularda hedeflerime ne kadar ulaşmışım...



Okunan kitap sayısı : 73

Sanırım bu, en en en mutlu olduğum konu. Geçen yıl okuma hedefim 50 kitaptı. Hedefimi aşıp 70 kitap okumuş ve bu yılın hedefini de 70 kitap yapmıştım. ( Her yazımda bıkmadan yüzsüzce söylediğim gibi ) hedefime aralık ayında ulaştım. Önümüzdeki yıl içinde bu yıl okuduğum kitap sayısını hedef olarak koyacağım. 

Yılın En Güzel Kitabı : Bu yıl gerçekten çok güzel kitaplar okudum, özellikle Klasik Kitap Okuma Maratonu'm sayesinde. Enleri sıralamaya kalksam cidden uzun bir liste çıkardı. 

Fakat bu yıl okuduğuma en sevindiğim kitaplar Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin kitaplarıydı. Yıllardır okumayı erteliyordum ve bu sene nihayet üçünü de büyük bir keyifle okuyup bitirdim. Sıra diğer Orta Dünya kitaplarında!

Kitapların yorum yazıları için;
Yüzük Kardeşliği
İki Kule
Kralın Dönüşü


İzlenilen film sayısı : 75

Film izleme konusunda her ay ne kadar coştuğumu aylık raporlarıma bir göz atanlar hemen anlayacaklardır zaten!

Bunun sebebini açıklamam gerekirse, biz evde normal şekilde televizyon izlemiyoruz. Yani bu kadar çok film izlememizin tek açıklaması sanırım bu. Televizyon kanalları bizde yok, uydu alıcımız filan da yok. Televizyonumuz var tabii, cihaz olarak yani ama biz internetle kullanıyoruz onu. İzleyeceklerimizi kendimiz seçiyoruz kısacası.

Hesapladım da neredeyse her 5 günde 1 film izlemişim. 

Eee, Allah bereket versin! :D

Yılın Filmi : Fantastik Beasts and Where To Find Them

Başka ne olacaktı ki!

Yorumu için; tıklayın :')



İzlenilen dizi (sezon ) sayısı : 20

Rakam her ne kadar çok gözükse de ben bu yıl istediğim kadar dizi izleyemedim aslında. Keyifle seyrettiğim halde yarım bıraktığım öyle çok dizi var ki artık izlemeye devam etmenin anlamı dahi kalmadı yani :D Çetelesini tutmayı da bıraktım.

Bu sayıya izlediğim sezon dizileri ( Game of Thrones, Vikings, Black Mirror ... ) Kore dramaları ( KMHM, She Was Pretty, ... ) ve animeler ( Mirai Nikki, Shingeki No Kyoin, Elfen Lied) de dahil. 

Hepsinin toplamı 20 yani :D

Yılın Dizisi : Roots

Üç bölümlük bu mini dizisinin tadı damağımda kaldı. Hikayesi de bir o kadar ruhumda yer etti. İzleyin, izlettirin. Yorumunu da şuradan okuyabilirsiniz; Roots.




Bloga yazılan yazı sayısı : 116

Bunlardan sadece 41 tanesinin kitap yorumu olması beni hem şaşırttı hem de üzdü açıkçası. Okuduğum kitap sayısının çok çok altında. Okuduklarımın çoğunu yorumlamaya çalışsam da elimden geleni yapmamışım gibi hissettim bu değerlendirmeyi yapınca. Yeni yılda daha çok kitap yorumu yazmaya gayret edeceğim. 

Yılın Blog Yazısı : Mim : Kim Bu Muggle?

En sevdiğim yazım kitap yorumu değil, bir mim yazısı. Kendimizden bahsettiğimiz bu yazıyı yazarken çok rahat olduğumu hatırlıyorum, ayrıca çok da zevk almıştım. Sonrasında gerçekten en doğal, en samimi yazım olduğunu da hissetmiştim. O yüzdeeen, okumadıysanız hemen okuyunn :')




- İnstagram kullanmadığım için son maddeyi cevaplayamıyorum. -

Yazımı sonlandırırken;

Nana Happy

Belle'in Kütüphanesi

Valar Morghulis

Kalem Fili

Kız Kardeşler Arasında

Simurg'un Kalemi

Şemsiyenin Altındaki Kız

Şiirsel Hisler 'i 

ve böyle bir mim yazısı yazmak isteyen herkesi mimliyorum. 

:')




Okuduklarımla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme yazısı daha yazmayı planlıyorum. 

Sizin yılınız nasıl geçti?

Hedeflerinize ulaşabildiğiniz bir yıl oldu mu 2016?

Benimle paylaşın!

Şimdilik hoşçakalın!



10 Aralık 2016 Cumartesi

Charlie und die Schokoladenfabrik / Roald Dahl | Kitap Yorumu


CHARLİE UND DİE SCHOKOLADENFABRİK

Yazarı : Roald Dahl

Türü : Çocuk Kitabı

Yayım Yılı : 1964

Puanım : 4/5


Şöyle bir baktım da en son kitap yorumumu Kasım ayının başında, Yaban kitabına yazmışım. Ayıpladım kendimi, utandım çok. Okuyan muggle olacağım bir de.

Bu süre içinde kitap okumuyor değilim ama yorumlarını yazmaya fırsatım olmadı filan.

En son okuduğum kitap olan Charlie und die Schokoladenfabrik 'i de yorumlamayacaktım aslında ama internette gezerken karşılaştığım görseller beni gaza getirdi.

Ayrıca kitabın benim için özel bir anlam ve önemi var. Kitabı Almanca okudum ki bu kadar uzun sürede bitirmemin sebebi de bu. Sanırım kitaba eylülde başlamıştım, bir dönem ara verdim, vizelerden sonra elime aldım ve bitirdim nihayet.

Kitabı okumamın en büyük sebebi yaz ayında körelen Almancamı tazelemekti açıkçası. Arka planını bildiğim bir hikayeyi okumak istedim fazla zorlanmamak için. - Ki bu da yabancı dilini geliştirmek isteyen herkese verebileceğim büyük bir tavsiyedir.

Kitap, Charlie adında küçük bir çocuğun, yaşadığı şehirdeki ünlü çikolata fabrikasını ziyaret etmek için bir altın bilet kazanmasıyla başlıyor. Hayal edebileceğiniz her türlü şekerleme ve çikolatanın üretildiği bu fabrika kimsenin daha önce görmediği, oldukça sıra dışı bir adam olan Willy Wonka'ya aittir. Charlie, altın bilet kazanan dört çocukla beraber bu fabrikayı gezme ve Bay Wonka ile bizzat tanışma fırsatını yakalayacaktır. 


Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı önceden izlediğim için olayı genel hatlarıyla biliyordum. Bu yüzden ilk etapta bilmediğim kelimelere dikkat edip onları öğrenmeye, cümle kalıplarını not etmeye filan odaklanmıştım. 

Fakat daha sonra normal bir kitabı okuyormuşum gibi okumaya devam ettiğimi fark ettim ve böyle daha keyif aldım kitaptan. 

Her ne kadar filmden aklımda kalanlar olsa da hikayeye bir kez de okuyarak şahit olmak çok güzeldi ne yalan söyleyeyim. 

Zaten önceki "çocuk kitabı" yorumlarımda da söylediğim gibi bu tür kitlesi öncelikli olarak çocuklar olan kitapları ben daha çok seviyorum. Küçüklere verilecek o ahlaki mesajı hikayeye öylesine güzel yediriyordu ki yazarlar, kitap farkında olmadan alınan bir vitamin gibi geliyor insana. Böyle okuyucunun ki bu durumda çoğunlukla çocuk okur oluyor bu, gözüne gözüne sokmadan, yine de zihninde yer edecek bir şekilde servis ediliyor. 

Kitapta çocuklara anlatılmak istenen kötü davranışlar karakterler üzerinden verilmiş. Kısacası karakterler birer kötü davranışın beden bulmuş hali, hepsi birer tip aslında. 


Augustus Glupsch aç gözlü bir çocuktur ve devamlı abur cuburla sağlıksız bir şekilde beslenir. 

Veruschka Salz zengin bir ailenin çocuğudur ve lüks içinde yaşamaktadır. Ailesi ona ne isterse alıp onu iyice şımartmıştır. Bu yüzden istediği her şeyi elde etmek ister.

Violetta Beauregarde aşırı hırslı bir çocuktur. İşin sonunda ödül varsa, onu kazanmak için her şeyi yapar. Eylemlerin saçma olmasına bile aldırmaz.

Micky Schießer  tüm gün televizyon karşısında oturup oyuncak silahlarını yanında taşır, çünkü bir kovboy gibi görünmek hoşuna gider. Kısacası asosyal bir tiptir.

Çocukların bu olumsuz özellikleri yüzünden başlarına gelen şeyleri okurken fena eğlendim, hem de filmi izlediğim halde. Kitabı hiçbir şey bilmeden okusaydım herhalde çoğu yerde kahkaha bile atabilirdim. 

Willy Wonka gerçekten çok kendine has bir karakterdi ve kitabı okurken devamlı Johnny Depp'in bu karakteri canlandırmada ne denli başarılı olduğunu düşünüp durdum. 

En çok güldüklerim de yine Wonka'nın tepkileri ya da söyledikleri oldu.

İtiraf etmek gerekirse Umpa-Lumpaların şarkı söyledikleri kısımları okumadım. Filmde de sevmemiştim zaten, atlamak gelmişti içimden. Buna rağmen hikayeyle alakalı sözler olduğunu biliyorum. Umuyorum çok şey kaçırmamışımdır. 

Bir de filmdeki gibi Wonka'nın geçmişinden sahneler okumak için can attım resmen ama o kısımlar kitapta yoktu. Filmdeki o ayrıntı çok hoşuma gitmişti oysa, kitapta olmaması beni üzdü biraz. 

Hala okumayanlarınız ya da izlemeyenleriniz varsa kesinlikle öneriyorum, çok eğlenceli bir okumaydı!





Siz Charlie ve Çikolata Fabrikası'nı okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?


Not : Bu arada kitabın Türkçe basımındaki adı - Charlie'nin Çikolata Fabrikası - sizce de spoiler içermiyor mu? Hem de fazlaca! :D


7 Aralık 2016 Çarşamba

Muggle Postası # 2 // İlk Büyücülük Okulu Önümüzdeki Yıl Fransa'da Açılıyor!


"Bir büyücülük okuluna gitmek ister miydiniz? Heyecanlandınız mı? Öyleyse çok iyi, çünkü önümüzdeki yıl, 25-28 Mayıs arası bunu yapabileceksiniz!"

Eğer istekliyseniz önümüzdeki yıl gerçek bir cadılık ve büyücülük okulunda eğitim alabilirsiniz!

Harry Potter hayran kulübü Mimbulus Mimbletonia Association sayesinde Fransa'daki Jolibert şatosu önümüzdeki mayıs ayında dört günlüğüne Hogwarts'a dönüştürülecek. Hayran sitesindeki duyuru şöyle:

Mimbulus Mimbletonia, serinin ilk kitabı Felsefe Taşı'nı temel alan bir etkinlik düzenliyor. Gelin ve bölümlere ayrılma seremonisine katılın, bitkibilim, tılsım, iksir ve tabii ki Muggle Quidditchi derslerine kaydolun! Bir de binanız için puan toplamayı unutmayın ki böylece binanız bölüm kupasını kazanabilsin!

Küçük bir hatırlatma : Bütün dersler Fransızca olacak.




Sadece 100 şanslı kişinin kabul edileceği bu etkinliğin 25 ve 28 Mayıs tarihleri arasında yapılması planlanıyor. Ayrıca yalnızca 16 yaş ve üzerindeki kişiler etkinliğe kabul edilecek. 

Bilginiz olsun, organizatörler ayrıca Diagon Yolu tarzında bir mağaza da açacaklar. Böylece büyü yapmak ve iksir hazırlamak için ihtiyacınız olan tüm ekipmanı sağlayabileceksiniz!

Etkinlik biletleri 2016 yılının sonunda satışa çıkacak. Daha detaylı bilgi için mutlaka MMA sitesini ziyaret edin derim! >>  Tıklayınn :')




Muggle Notu : Site Fransızca olduğundan incelememe rağmen çok az şey anladım. Sanırım biletler satılmaya başlanmış. 1 ve 9 Aralık tarihleri arasında her gün (?) birer soru yayınlıyorlar seriyle ilgili ve o sorunun cevabını e-posta olarak atıyorsunuz. En çabuk yanıt verenler bilet kazanıyor. Sanırım ama, Fransızcam sıfır :D 

Fransızcası olup sitede yazılanları anlayanlar bizleri de aydınlatabilir tabii ^.^ 

Gerçi anlasam da kim okulu mokulu bırakıp taaa Fransalara gidecek. Hem bunlar hep muggle icadı -_-



-Hem de hiç değil. 





Eeee, biz de seriyi bir kez daha okumaya başlayalım bari, napalım...


Kaynak : independent.co.uk