28 Ağustos 2016 Pazar

Pazar 6'lısı : Sahip Olmak İstediğiniz 6 Kitap Aksesuarı


Herkese iyi pazarlar!

Geçen hafta okuma maratonuyla kafayı bozmuş olduğum için pazar altılısı için liste hazırlayamamıştım. Sonradan içime oturmuştu hatta. Bu hafta ise hemen listemi hazırlayıp hazırda beklettim. :D

Bu pazar sahip olmak istediğimiz kitap aksesuarlarını listeleyeceğiz. Açıkçası pek fazla ayrıntılı bilmiyorum kitaplarla ilgili aksesuarları. Benim için genellikle kırılmayan, fazla ince olmayan ve görmenin hoşuma gideceği bir kitap ayracı olması yeterli. 

Yine de biraz düşününce... 


...

Şirin kitap ayraçları...





...

Duygulara göre post-it!

Bunlardan cidden çok istiyorum, nerede bulabileceğimi biliyorsanız çıtlatın bana!




 ...

Kitap destekleri!

Bu üçüne hastayım, bulursam affetmeyeceğim :D






Sizin sahip olmak istediğiniz kitap aksesuarları var mı?

Benimle paylaşın!



24 Ağustos 2016 Çarşamba

Okuma Maratonu : 5. Gün | En Sevdiğiniz Beş Seri Sonu


Ağustos Ortası Okuma Maratonu / 5. Gün

Herhangi Bir Kitap : Hanım Ana'nın Cenaze Töreni / Gabriel Garcia Marquez


-Okumamaratonundabeşkitapokuyamayanmuggle-

Rezil rezil bir de liste hazırladım ama ne yapayım ya, şu maraton başladığından beri sürekli misafir ağırladım. Benim misafirim olmasalardı gerçekten odama çekilir hunharca kitap okurdum ama...

Yine de bence bu maraton benim açımdan amacına ulaştı, her ne kadar son kuralı yerine getiremesem de, okuma bunalımından çıktım. O kadar mutluyum ki anlatamam!

Eski hevesimi yakaladım, şimdi sıra tempomu geri kazanmakta!

Bu arada Marquez hiç pişman etmiyor, Albaya Mektup Yok öyle güzeldi ki... Hemen ardından Hanım Ana'nın Cenaze Töreni'ne de başladım. İyi böyle yani :D

Bugünün teması : En Sevdiğim Beş Seri Sonu

1- Harry Potter / J.K Rowling

2- Yüzüklerin Efendisi / J.R.R Tolkien

3- Açlık Oyunları / Suzanne Collins

4- Ölümcül Oyuncaklar / Cassandra Clare

5- Çatı / V.C Andrews


Çok fazla seri deviren biri değilim henüz, bu yüzden listem daha çok "sonu beni çok da hayal kırıklığına uğratmayan  serilerden" oluşuyor. 

Sonuçlandıramamış olsam da güzel bir maratondu. Umarım katılan herkes keyif almıştır!



23 Ağustos 2016 Salı

Okuma Maratonu : 4. Gün | Bu Yıl İçinde Okuduğunuz En İyi Beş Kitap


Ağustos Ortası Okuma Maratonu / 4. Gün

Yeni Aldığın Bir Kitap : Albaya Mektup Yok / Gabriel Garcia Marquez


Tempomu yakaladım neyse ki. Çizgi romanımı bitirip hemen hiç ara vermeden Albaya Mektup Yok'a atladım. Marquez havasına artık alıştım, hiç yabancılık çekmedim kitaba adapte olmakta. Şimdilik yarıladım ve güzel gidiyor, fazlasıyla akıcı. Okuduğum en akıcı Marquez kitaplarından biri. 



Bugünün teması : Bu Yıl İçinde Okuduğunuz En İyi Beş Kitap 

- Yorumu için kitapların üzerine tıklayabilirsiniz.-








22 Ağustos 2016 Pazartesi

Okuma Maratonu : 3. Gün | En Sevmediğiniz Beş Karakter


Ağustos Ortası Okuma Maratonu / 3. Gün

Bir Çizgi Roman : Kafalarına Bir Kurşun


İnsanlar maratonun yarısı gelmeden tüm kitapları bitirdiler neredeyse, ben bir çizgi romanı bir günde okuyamadım ---- rezilmuggle----

Hala okuma aşamasındayım ama bir kaptırsam hemen bitecek biliyorum. Sadece bu sıralar çok gezenti oldum, evde duramıyorum :D

Neyse... Bu arada bu çizgi romanın film uyarlaması da varmış herhalde hatta baş rolünde Sylvester Stallone oynuyormuş. Bitirince filmini de izlemeyi düşünüyorum hemen!



Bugünün teması : En Sevmediğiniz Beş Karakter

1- Lord Voldemort


Herhangi bir nedene gerek var mı?

2- Bellatrix Lestrange


Biliyorum, bazılarına sempatik geliyor ama bu tamamen Helena'nın sebep olduğu bir yanılsama. Helena'yı ben de çok seviyorum, kadına cidden hayranım ama Bellatrix'i sevmiyorum, sevemem.

3- Dolores Umbridge


Pislik cadı. -_-

4- Corinne Dollanganger


Çatı Serisi'ni okuyanınız varsa nedenini anlayacaktır. Spoiler vermek istemem ama böyle anne olmaz olsun! Nefret ediyorum, hem de çok!

5- Joffrey Baratheon


Yani, seriyi okuyup da seven var mı? 

Var mı seven Allah aşkına?

Belli yani, bu adam nefret edilsin için kurgulanmış :D


Sizin sevmediğiniz kitap karakterleri var mı?

Benimle paylaşın!










21 Ağustos 2016 Pazar

Okuma Maratonu : 2. Gün | En Sevdiğiniz Beş Arkadaşlık

Ağustos Ortası Okuma Maratonu / 2. Gün

>> Bir Çocuk Kitabı : Bir Şeftali Bin Şeftali / Samed Behrengi



Böyle her güne bir kitap gibi bir kural olmasa da ben şimdilik bu şekilde ilerliyorum. Umarım falso vermem ve belirlediğim beş kitabı da bu maraton süresi içinde okumuş olurum. 

Bugün okuduğum kitap bir çocuk kitabıydı ve dolayısıyla oldukça kısa, sevimli ve ders çıkarılması gereken bir hikayeydi. 

Şule ablanın geçen ayki çekilişinden kazanmıştım bu kitabı ve gerçekten çok ama çok beğendim. Aslında yazar daha çok Küçük Kara Balık kitabıyla tanınıyor gördüğüm kadarıyla ama ben bu kitabını daha çok beğendim. 

Ve ağladım. 

Çocuk kitaplarının üzerimde bıraktığı etki şaşırtıcı biçimde daha fazla oluyor. 

Okuyun, okutun. Ne diyeyim :')





Bugünün teması : En Sevdiğiniz Beş Arkadaşlık


1- Altın Üçlü


Seriyi okuyan herkesin, bu temayı görünce aklına gelen ilk arkadaşlıklardan biri Harry&Hermione&Ron arkadaşlığıdır bence. O kadar harika bir arkadaşlık ki gerçek olamayacak kadar güzel geliyor bana. -_-


2- Frodo & Sam


Bu ikilinin sahnelerini okurken tüm üçlemede duygulanmadan edemiyordum. Özellikle son kitapta gerçekten çok fazla sevmiştim ikisinin arasındaki ilişkiyi. 


3- Sherlock & Watson


Tamam, belki kitaplardaki Sherlock&Watson ilişkisi çok da sempatik gelmiyor, en azından bana, ama diziyle birlikte düşündüğümde... Yine de ne zaman yeni bir Holmes hikayesi okusam bu ikisi canlanıyor gözümün önünde ve ben...


4- Jon Snow & Samwell Tarly


Jon'un onunla arkadaşlığı her ne kadar Sam'e acıyarak başlasa da bence sonradan gerçekten de arkadaşının fikirlerine büyük bir saygı duyuyor. Sam'in akıl gücüyle Jon'un kılıç gücünün birbirini tamamlamasını çok seviyorum aslında.


5- Yüzük Kardeşliği


Bir şey söylememe gerek var mı?


Sizin en sevdiğiniz arkadaşlıklar hangileri?

Benimle paylaşın!




Okuma Maratonu : 1. Gün | En Kötü Sonlu Beş Kitap

Ağustos Ortası Okuma Maratonu / 1. Gün

>> Bir Klasik : Bir Yaz Gecesi Rüyası / William Shakespeare



Maratona başlamadan her gün paylaşım yapacağımı söylemiştim ama birinci gün, yani dün biraz meşguldüm bu yüzden ilk günün yazısını şimdi yazabiliyorum ancak. 

İlk gün bir klasik olarak Shakespeare'den Bir Yaz Gecesi Rüyası'nı okudum. Kitabı okumaya karar vermeden önce bir komedya olduğunu bilmiyordum. Biraz garipsesem de sonradan okuduğum süre içinde büyük keyif aldım. Yanlış anlaşılmalar gerçekten komikti ve birçok yerde güldüm. Kısacası Shakespeare'den komedi okumak garip gelse de yazarın bu konuda da büyük bir yetenek olduğunu görmüş oldum. 

Okuyanlarınız varsa dikkatimi çeken bir şeye değinmek istiyorum;

Pyramus ve Thisbe olayında yazar sanki Romeo ve Juliet'in sonuyla dalga mı geçmiş yoksa sadece bana mı öyle geldi? :D Çok fazla tanıdık geldi bana ve yazar böyle bir şey yaptıysa onu daha çooook seviyorum :D



Bugünün teması : En Kötü Sonlu Beş Kitap


1- Keşke Senden Nefret Edebilseydim / Lucy Christopher


Ben bu kitabı okurken pek duygulanmadım açıkçası ama sonunu okuduğumda da ağlamaktan gözlerim şişmişti. Karakterin verdiği karar beni çok şaşırtmış ve kızdırmıştı. Bu kitabın sonundan cidden nefret ediyorum.



2- Kubbenin Altında / Stephen King


Bu kitabın sonuyla ilgili hiç olumsuz bir eleştiri görmedim ama benim hiç sevmediğim sonlardan birine sahip. Benim yazardan okuduğum ilk kitaptı ve olayları bağlayış şekli beni hayal kırıklığına uğratmıştı. 



3- Sevdalinka / Ayşe Kulin

Açık uçlu sonlardan nefret ediyorum. Sanki şak diye, canı istemiş de bitirmiş gibi bir havası vardı sonunun. Resmen birkaç sayfa eksik filan sanmıştım ben. Özellikle kitapta anlatılan gibi bir dönemde geçiyorsa olaylar, bir savaştan bahsediyorum, sonuca bağlamadan hikayeyi noktalamak ne kadar mantıklı?


4- Sirk Müdürünün Kızı / Jostein Gaarder

Aslında çok nefret ettiğim bir sonu yok kitabın ama benim açımdan rahatsız edici birkaç gelişme oluyordu. Oldukça şaşırtıcı, aynı zamanda tahmin edilebilir bir olay olmuştu ve ben okurken devamlı "Hayır, lütfen tahmin ettiğim şey olmuş olmasın." diyordum. Şey, oldu. -_-


5- Ay'da 172 Saat / Johan Harstad

Blogumu takip edenler bu kitaptan ne kadar iğrendiğimi bilirler :D Kitabın kendisini bile sevmiyorum ki sonunu seveyim. Aslına bakarsanız sonu kitabı birazcık, çok azıcık kurtaracak kadar iyiydi ama o olaylar sonucu öyle bir gelişmenin olması beni hiç mi hiç etkilemedi açıkçası. 


Ben kötü sonlu kitapları beni hayal kırıklığına uğratan sonlardan seçtim. 

Sizi hayal kırıklığına uğratan sonlar var mı? 

Benimle paylaşın!



19 Ağustos 2016 Cuma

Yağmurla Gelen Mutluluk / Amber L. Johnson | Kitap Yorumu

YAĞMURLA GELEN MUTLULUK

Yazarı : Amber L. Johnson

Çevirmeni: Filiz Şakar

Türü : Genç Yetişkin

Yayım Yılı : 2014

Puanım : 4/5


Aşk bunu deneyimleyebilecek kadar şanslı olanlar için olağanüstü bir şey. 


Yağmurla Gelen Mutluluk, sizi okuma bunalımından tamamen çıkaracak türde bir kitap, diyerek başlamak istiyorum. 

Son zamanlarda okuduğum en yoğun aşk hikayesiydi Yağmurla Gelen Mutluluk. Aslında birçok kez maraton listelerine girip çıktı, herkesin okuduğu o dönemde nedense içimden okumak gelmemişti. Sonra okuyanların hepsi öyle övdü öyle övdü ki kitabı, beğenmemekten de çok korktum. Çünkü başıma çok geliyor bu durum, beklentilerimi milletin yorumlarıyla göklere çıkarıyorum ve sonra güm! Bknz : Gurur ve Önyargı, Çirkin Aşk, Eğer Yaşarsam...

Kitabı unutmak için, en azından en popüler olduğu dönemin geçmesi için bir süre bekledim. Kitabı gerçekten en doğru anda okuduğumu düşünüyorum çünkü eğer biraz daha devam etseydi bu okuyamama durumum, kafayı yiyecektim. Cidden. 

Kitabın konusunu alıntılıyorum;


Söz konusu aşksa, sıradan diye bir şey yoktur. Herkes Colton Neely'nin özel olduğunu düşünüyordu. Lily Evans ise büyüleyici olduğunu. Çocukluk arkadaşlarıyken bir kaza yüzünden yolları ayrılmıştı.Yıllar sonra buluştuklarında ise Lilly, Colton'ın ne kadar özel olduğunu ve onu daha fazla tanımak istediğini keşfedecekti.Ve Colton'ı tanıdıkça ona daha fazla bağlanacaktı. Ancak Lilly, sevgisini kelimelerle ifade etmekte dahi zorlanan bu çocukla ilişkisini dilediği gibi yürütebilecek miydi? 


Doğrusunu söylemek gerekirse hikaye çok samimi, çok sıcaktı. Yazarın üslubunu sevdim gerçekten. Anlatıcımız liseli, ergen bir kız ve bunu çok iyi yansıtmış yazar, onun ağzından aktarım yaparken. - Bu arada ana karakterin adı Lily Evans. Potterkafalar!!-

Okurken insan gerçekten öyle bir aşk yaşamak istiyor. Fedakarlıkla kazanılmış, emek verilmiş bu tür bir aşkı tatmak geliyor insanın içinden. Her ne kadar kitapta öyle çok süslü kelimeler, yoğun sanatsal cümleler olmasa da söz konusu aşk çok güzel anlatılmıştı bence. Hatta çok fazla çekemedim ve fesatlandım kendi kendime -_-

Sanırım bazen gerçekler karşımızda duruyor ama inanmak istemiyoruz. Her şeyi olmasını istediğimiz gibi görüyoruz. Bazen inkar ederek yaşamayı seçiyoruz.

Biraz da duygusal bir döneme denk geldi benim için ve her romantik sahnede ağladım ama yine de abartıldığı kadar duygusal olmadığının da farkındayım. Aşırı hisli olmasaydım belki de hiç etkilenmezdim hatta. Kitabın eksik kalan tarafı da bu oldu sanırım benim için.

Sahneler pek vurucu gelmedi bana. Colton'ın durumuyla ilgili daha ayrıntılı şeyler öğrenmek isterdim. Tamam, bu kitap o hastalığı tanıtmak için yazılmamış ama demek istediğim, nasıl uyum sağladığı ve bu süreçte çektiği zorluklara daha fazla değinilebilirdi. Biraz geçiştirilmiş gibi geldi bana nedense. Belki de hızlı okuduğum içindir, bilemiyorum. Hızlı dediğim de iki gün -_-

Hikayeyi hep içimde "şimdi kötü bir şey olacak" korkusuyla okudum. Sanırım bu tür kitaplardan hep aynı şeyi beklediğim için oluyor. 

Gerçek arkadaş, iki bedende yaşayan tek bir ruhtur.

Kötü bir şey olmasa da ben bir zirve noktası bekledim kitaptan ve bu konuda da hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Duygusal açıdan okuyucu mahvedip dumura uğratmasını çok fazla istiyordum çünkü eğer bir kitap duygusalsa ve sizi ağlatması gerekiyorsa bunu en iğrenç, en acımasız şekilde yapmalı bence. Kulağa çok mu garip geliyor? Neyse...

Basım hataları çok battı bana ya, size de öyle oldu mu merak ediyorum. Sanırım pek de özenilmeden baskıya sokulmuş kitap?? Bir yorumda çevirinin kötü olduğunu da okudum ama bence söz konusu hatalar çeviriden değil de son okumanın düzgün yapılmamış olmasından, düzenlemenin baştan savma yapılmış olmasından kaynaklanıyor olabilir. 

Aşk mı? Bazen öyle fazla oluyordu ki canımı acıtıyordu.

Yine de kitap fazlasıyla eğlenceli ve akıcıydı. Bunun üzerine umut veren bir hikayeydi de. Çok çok fazla etkilenmesem de güzel ve çok kıskanılası bir aşk hikayesiydi. 

Okumalı mısınız? Keyfiniz bilir. :')



Biraz daha alıntı?


Ona büsbütün kapılana kadar onun her şeyim olduğunu fark edememiştim.

Sen benim sessizliğimsin Lily.

John Lennon bir defasında hayatın, sen başka planlar yapmakla meşgulken gerçekleşen bir şeyler olduğunu söylemiş.

Planlar değişir. Hayat değişir. Ve bir yan etki olarak, aşk da değişir.

Daha fazla filmin gerçek hayattaki gibi olmaması gerçekten utanç verici. Öyle olursa belki biz de büyük beklentilere girmeyiz ve kendi hayatımızdan daha çok zevk alırız. 





Siz "Yağmurla Gelen Mutluluk"u okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Benimle paylaşın!

16 Ağustos 2016 Salı

The Night Circus / Erin Morgenstern | Kitap Yorumu


THE NIGHT CIRCUS

Yazarı : Erin Morgenstern

Türü : Fantastik

Yayım Yılı : 2011

Puanım : 5/5




Looking forward will be better than looking back.


Ağustosun ilk kitabı ve ilk kitap yorumuyla nihayet buradayım.

Hem ayın ilk kitabını bitirmiş olmanın mutluluğu, hem de unutmaya yüz tutmuş kitap yorumlama yetimi yeniden kullanacak olmanın verdiği heyecanla içim içime sığmıyor.

Ciddi ciddi kitabı iki haftada, hatta 15 günde bitirdim ve bu sürede okuma bunalımının dibine vurdum. Kitabı okuyorum, diyorum içimden "Rahat bir 50-60 sayfa olmuştur.", bir bakıyorum daha on sayfa anca okumuşum. Gel de delirme. 

Bir de ne zaman kitabı elime alsam uykum geliyordu, artık ne alakaysa. 

Kitabı orijinal dilinden okuduğum için oldu desem, çok basit bir dili vardı zaten. Bir bölümde taş çatlasın 3-4 tane bilmediğim bir kelimeyle karşılaşıyordum. Bu da çok rahatsız etmiyor beni açıkçası. 

Neyse, sonunda bitirdim ya. Kitabın yorumuna geçeyim artık, çok gevezelik ediyorum ya :/

Gece Sirki'nin konusu şöyle;


Çocukluklarından beri bir yarışma için eğitilen iki büyücü, Marco ve Celia, bu karşılaşmanın yapılacağı Gece Sirki'nde kozlarını paylaşacaklardır. 


Gece Sirki benim hep aklımın bir köşesinde olan ama okumayı hiç ciddi ciddi düşünmediğim bir kitap oldu. İlk kez tanıtımlarını gazetelerde görmüştüm ve çok iyi hatırlıyorum unutmamak için resimlerini gazeteden kesmiştim filan. Okumayı ertelememin sebebi de bu kadar çok merak ettiğim bir kitabı bitirmiş olmanın bende oluşturacağı boşluktan korkuyor olmamdı. Sizin için gizemli olan birinin her şeyini öğrenmek, her sırrını bilmek gibi bir şey bu. 

Hikaye zaten insanı gerçekten içine alır bir şekilde başlıyor ve bölümler atladıkça merakınız, okuma isteğiniz de artıyor. Tabii benim gibi okuma bunalımında değilseniz -_-


People see what they wish to see. And in most cases, what they are told that they see.

Kitap gerçekten büyülüydü. Tam da beklediğim gibi hissettiren bir kitap oldu benim için. Okuduğum süre boyunca her ne kadar yavaş okuduğumdan şikayet etsem de mutluydum aslında. Böyle bir sirk fikri gerçekten insanı heveslendiriyor ve "keşke olsa" düşüncelerine boğuyor. 

Kitabı ilerisini, nasıl sonuçlanacağını tahmin etmeden okudum, okuduğum cümlenin, sayfanın, bölümün tadını çıkardım açıkçası. Bu yüzden de olayların bağlanma şekline çok şaşırdım ki bunun ipucu verilmişti sanki ama ben yine de o sona aşık oldum.


"Secrets have power and that power diminishes when they are shared, so they are best kept and kept well. Sharing secrets, real secrets, important ones, with even one other person, will change them. Writing them down is worse, because who can tell how many eyes might see them inscribed on paper, no matter how careful you might be with it. So it's really best to keep your secrets when you have them, for their own good, as well as yours."

Karakterlerin her birinde kendilerine özgü bir hava vardı ve bu da çok hoşuma gitti benim. 

Ayrıca sirkin dinamikleri, kuralları ve işleyişi de çok zekice kurgulanmıştı, hayran kaldım okurken. Sanırım ben de, eğer böyle bir sirk gerçekten olsaydı, ona bağımlı hale gelen ziyaretçilerden olurdum ve nereye giderse onu takip ederdim takıntılı bir şekilde. 




Filmi çekilse süper olurdu, tabii hakkını vererek çekseler. Böyle düşsel kurguları seviyorsanız kesinlikle okumalısınız. 


"..I remember the people who look at me the way you do."

"What way that might be?"

"As though they cannot decide if they are afraid of me or they want to kiss me."

"I am not afraid of you."
       

...

Siz "Gece Sirki"ni okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Ağustos Ortası Okuma Maratonu



Herkese merhaba!

Bir önceki yazımda okuma bunalımında olduğumu söylemiştim-yazmıştım. Bu durumdan kurtulmanın bir yolu da sanırım bir maratonla sınırları zorlamak!

Youtube kanalını severek takip ettiğim Özlem Uçar geçenlerde bir maraton yapacağını duyurdu. Booktube hesapları, bloggerlar ya da bookstagram kullanan kitap kurtlarının hepsi bu maratona katılabilir. 

Beş gün sürecek bu maratonda Özlem'in belirlediği beş kural çerçevesinde kitap okuyacağız. Maraton 20 ağustosta başlayıp 25'inde bitecek. Kurallar şöyle şöyle;

1- Bir klasik okumak

2- Bir çocuk kitabı okumak

3- Bir çizgi roman okumak

4- Yeni aldığınız bir kitabı okumak

5- 5 kitap okumak ( Benim gibi bu kuralı anlamayanlar için : Beş kitap okumuş olmak için herhangi bir kitap okumanız gerektiğini söylüyor bu kural kısacası )




Ben kitaplarımı daha videoyu izlerken kafamda belirlemiştim zaten. İşte benim listem;

Klasik >> Bir Yaz Gecesi Rüyası / William Shakespeare

Çocuk Kitabı >> Bir Şeftali Bin Şeftali / Samed Behrengi

Çizgi Roman >> Kafalarına Bir Kurşun / Wilson & Matz

Yeni Aldığım Bir Kitap >> Albaya Mektup Yok / Gabriel Garcia Marquez

Herhangi Bir Kitap >> Hanım Ana'nın Cenaze Töreni / Gabriel Garcia Marquez




Bir de Özlem maraton boyunca sosyal medyada aktif olalım, bazı konularda paylaşımlar yapalım diye temalar belirlemiş. Onlar da şunlar;

1. Gün >> En kötü sonlu 5 kitap

2. Gün >> En sevdiğiniz 5 arkadaşlık

3. Gün >> En sevmediğiniz 5 karakter

4. Gün >> Bu yıl içinde okuduğunuz en iyi 5 kitap

5. Gün >> En sevdiğiniz 5 seri sonu




Her kitabın ardından kısaca kitap hakkındaki görüşlerimle bu temalara cevap vermek adına bir yazı yayınlamayı düşünüyorum. Düşününce çok yoğun görünüyor ama aynı zamanda eğlenceli de. Çok heyecanlıyım maraton için. 

Siz de katılın, ne kadar çok olursak, o kadar eğlenceli olur böyle etkinlikler. Daha ayrıntılı bilgi için Özlem'in videosunu izleyebilirsiniz >> tıktıkk