31 Temmuz 2016 Pazar

Yaprak Fırtınası / Gabriel Garcia Marquez | Kitap Yorumu

YAPRAK FIRTINASI

Yazarı : Gabriel Garcia Marquez

Çevirmeni : Yaşar Gedikoğlu

Türü : Uzun Öykü

Yayım Yılı : 1954

Puanım : 4/5



Herkese merhaba!

Yeni bir Marquez kitabı bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu yaz için planım Pınar ablanın bizlerle paylaşmış olduğu listeye göre Marquez okumaya devam etmekti. Hala izlemediyseniz onun yazar hakkındaki oldukça bilgilendirici şu videosunu izlemenizi öneririm, hele ki Marquez'e karşı bir ilginiz varsa.

İlk grup,

- Yaprak Fırtınası

- Albaya Mektup Yok

- Hanım Ana'nın Cenaze Töreni

- Şer Saati

- İyi Kalpli Erendira

- Yüzyıllık Yalnızlık 

kitaplarından oluşuyor ve şimdiki amacım 2016 yılının sonuna kadar en azından bu kategorideki kitapları bitirmek. Alın size yeni bir okuma hedefi daha!

Gelelim Yaprak Fırtınası'na...

Öncelikle söylemem gerekiyor ki bu, en yavaş okuduğum, okumakta en çok zorluk çektiğim Marquez kitabı oldu. Çok güzel başladı ama yavaş ilerlemesi ve kurguya adapte olamamak okumamı güçleştirdi. Diyeceğim o ki, bence yazarın daha önce hiçbir kitabını okumadıysanız bu kitap iyi bir başlangıç kitabı olmayabilir.

Yine söylüyorum, hatta belki bazılarımız bundan sıkılmışlardır ama ben yazara başlangıç kitabı olarak her zaman "Kırmızı Pazartesi'yi" önermişimdir. 

Kitap, emekli bir albayın verdiği bir sözü, herkese, her şeye rağmen tutma çabasıyla alakalı kısaca. Ortada kimsenin sevmediği, herkesin ölümü üzerine sevindiği bir adamın cesedi var ve albayın onu gömmesi gerekiyor. Yaşlı adam kızını ve kızı da torununu ölünün olduğu eve sürükleyip onları da bu olaya dahil ediyor. Sonrasını bu üç aile bireyinin gözlerinden okuyoruz.

Üç karakter de farklı ruh hali içinde çıkıyor karşımıza. Albay verdiği sözü tutmakta kararlı, kızı Isabel onlara karşı gelecek insanların itirazlarından çekiniyor, hatta korkuyor.. Çocuğunu yanında getirmenin verdiği bir sıkıntı var içinde.. Küçük çocuk ise her çocuk gibi ölüye, ölüme karşı kayıtsız. Tek düşündüğü arkadaşlarıyla yaptıkları, yapabilecekleri.

Yaprak Fırtınası üç kişinin bakış açısından anlatılan bir öykü. Bakış açıları bölümden bölüme değil, birden paragraf atladığınızda değişiyor. Bu konuda kafa karışıklığı yaşayanlar olmuş yorumları okuduğum kadarıyla ama benim için hiç sorun olmadı bu. Aksine birden değişen bakış açıları okumayı daha keyifli hale getirdi. 

Hikayeyi farklı yönlerden dinlemek aslında merakımı canlı tuttu. Geçişler çok yerinde yapılmıştı, insanı okumaya itecek şekildeydi. Ayrıca değişik karakterlerin gözünden okumak hikayeyi daha ilginç hale getiriyordu bana göre. 

Olayı yaşlı bir adam, albay, onun kızı Isabel ve torunu olan küçük bir çocuğun gözlerinden okuyoruz. Karakter değişimlerini düşünce ve hislerden anlamak da mümkündü. Yazarın kısa bir öykünün içinde böylesine farklı duygulara ve düşüncelere göre kalemini değiştirebilmesi bile beni çok şaşırttı ve kendisine bir kez daha hayran bıraktı. 

İşin garip tarafı bu kitap, Marquez'in yazdığı ilk kitap! 

Daha da garibi bunu yazdığında 26 yaşında olması...

Kitaba genel olarak boğuk, karamsar ve iç sıkan bir hava hakimdi, doğru söylemek gerekirse. Yine de ben kitaplarda bu tür atmosferleri seviyorum. Özellikle bu yazarın kitaplarındaki kasvetli havayı çok seviyorum ve artık buna alıştım da denebilir. 

Yine de eğer içinizi sıkan kitapları sevmiyorsanız, Yaprak Fırtınası hatta belki de yazarın kitapları size göre olmayabilir - okuduğum kadarıyla tavsiye edecek olursam tabii. Mesela annem kitabın ruhunu kararttığını söyledi :D

Kitapla ilgili sevdiğim bir başka şeyse birdenbire başlıyor ve kendinizi aniden olayın içinde buluyor olmanız. Mevcut durumun nedenini de karakterlerin kendi iç konuşmalarından, geçmişi hatırlamalarından anlıyorsunuz yavaş yavaş. 

Kitapta ayrıca toplumsal bir değişim de söz konusuydu. Belli belirsiz bir huzursuzluk sezdim ben okurken adı geçen yerde yaşayan insanlar arasında. Bir muz şirketinden ve onun ardından gelen bir yaprak fırtınasından bahsediliyor ki sanırım bundan sosyal düzende büyük bir değişime - fırtınaya - yol açmış bir olay kastediliyor. 

Kitabı bitirdikten sonra da adı geçen "Muz Şirketi"ni bir araştırdım ve aslında okuduğumuz öykünün arka planında olanların basit bir olay olmadığını gördüm. Hatta bu konuyu öğrendikten sonra daha etkileyici oldu okuduklarım benim için. 

Siz de kitabın ardından küçük bir araştırma yapın, emin olun daha iyi anlayacaksınız böylece kitabı. 

Benim okuduğum basımda Yaprak Fırtınası'nın yanı sıra altı tane bağımsız öykü de yer alıyordu. İçlerinden en çok, Büyük Kanatlı Yaşlı Bir Adam, Denizde Boğulmuş Erkeklerin Dünyada En Yakışıklısı ve Hayalet Geminin Son Gezisi isimli hikayeleri çok sevdim. Bu öykülerde yazarın tarzı olan büyülü gerçekçiliği, Yaprak Fırtınası'nda olduğundan daha fazla hissedebildim. 

Beş değil de dört puan vermemin sebebi de yukarıda değindiğim gibi benim için kolay okunan bir kitap olmaması. Kısacık kitabı okumam beş gün sürdü, belki de benim miskinliğime denk gelmiştir... 

Siz yine böyle dediğime bakmayın, Yaprak Fırtınası benim tavsiye edeceğim kitaplar arasına girdi. Bununla birlikte Marquez'in üslubuna aşina olmayanların beğeneceğinden şüpheliyim yine de. 




Siz Yaprak Fırtınası'nı okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!




4 yorum:

  1. Yüzyıllık Yalnızlık'ı okurken kafam biraz karışmıştı benim. Okul dönemi falan derken kaldı gitti ama şimdi tekrar bi okuma hevesi geldi gibi bakalım.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte, Yüzyıllık Yalnızlık'tan önce okunması gereken kitaplar varmış. O yüzden ben önce onları okuyayım diyorum.. Yoksa benim de kesin kafam karışır :/

      Sil
    2. Senin önerinle Kırmızı Pazartesi'yi aldım. Yakında başlamayı planlıyorum. Marquez'in kitaplarının kapaklarını görünce bağrıma basasım geliyor nedense. Fazla güzeller. Eminim içi de bu kadar güzeldir. :)

      Sil
    3. Bakalım beğenecek misin, yorumunu bekliyor olacağım :')

      Sil