1 Ocak 2016 Cuma

Aralık 2015 |





Öncelikle herkese musmutlu bir yıl diliyorum!


Neler Okudum?

Bu ayki kitap okuma performansımı hiç beğenmedim, vicdanım rahat değil. Sınavsız bir ayda daha iyisini yapabilirdim ama son haftalarda üzerimde bir isteksizlik vardı sanırım. -_-






Kitabı genel olarak beğendim ama en çok ön sözünü sevdim. Adından da anlaşılacağı üzere kitap kısa öykülerden oluşuyordu. Bazıları gerçekten çok ilginçti. Sevdim yani, güzeldi.

Kitabın yorumunu okumak için tıklayın.









...






...On İki Gezici Öykü tam da hafta sonundan önce bitince, Küçük Prens benim için bir hafta sonu okuması oldu.

Kitabın yorumunu okumak için tıklayın.


Buraya da bir bakın, birkaç ilginç şeye denk gelebilirsiniz belki >> Küçük Prens Hakkında Pek Bilinmeyen 10 Şey





...




21. Gün'ü okumak için Eve Dönüş'ün çıkmasını beklemiş, ilk kitaptan hemen sonra olacakları deli gibi merak etmeme rağmen okumamıştım. Eve Dönüş'ü de aldıktan sonra en kısa zamanda okumak aklımdaydı. Sonunda bu ay 21. Gün'ü ve hemen ardından Eve Dönüş'ü okudum. Çok büyük ihtimalle seri hakkında bir yazı gireceğim bloga çünkü az biraz doluyum. -_-

Güncelleme; yorumu bloga girdim >> Seri Yorumu

...



       Neler İzledim?




Bu hesaba göre 'Neler İzlemedim?' desem daha doğru olacak sanırım. 

Resmen coşmuşum. -_-






>>KİBARLIK BUDALASI 


Moliere'in bir eseri olan 'Kibarlık Budalası'nı izleme fırsatım oldu.

Kibarlık Budalası bir güldürü oyunuydu. Oyunda, varlıklı, orta sınıftan, hedefi asilzade olmak olan, saf bir karakter olan Mösyö Jourdain'in hikayesini izliyoruz. 

Oyun fazlasıyla eğlenceliydi bence, ayrıca güzel bir hiciv örneğiydi. 


>>MARSLI 



Bu ay nihayet Marslı'yı izleyebildim. Film'in fragmanını bile heyecanla beklemiştim. Filmden önce kitabı bir kez daha okumak istiyordum hatta ama ikinci bir okumaya vaktim olmadı malesef.


 Şimdi diyorum ki keşke filmi izleyeceğim yere iki buçuk saati kitaptaki favori bölümlerimi karıştırarak geçirseydim.

Çok sert ve kesin bir eleştiri oldu belki ama kısaca ben filmi beğenmedim. Kitabı okurken ne kadar zevk aldıysam filmi izlerken o kadar sıkıldım. Kitabı okuduğum halde durum böyle olduysa okumamış olsam ne olurdu kim bilir.

Kitaptaki mizahı filmde bulamadım mesela. Devamlı karşılaştırma içinde olduğumdan zevk almadım belki ama..
 Uf hiç beklediğim gibi olmadı ve bu durum çok canımı sıktı. 

Neyse Matt Damon vardı en azından. 

Aaa! Bir de filmde Sebastian Stan vardı ya! Onu görünce çok şaşırdım çünkü gözümden kaçmış, filmin oyuncularına bakmadığımdan şok oldum gerçekten. 

Kitabı okurken ben Mark'ı gözümde Sebastian olarak canlandırmıştım, dualarım yanlış anlaşılmış, of -_- 




>> ZIKKIMIN KÖKÜ

Zıkkımın Kökü, yeniden izlediğim bir filmdi. Bilmeyenler için bu film bir kitap uyarlaması. Muzaffer İzgü'nün kendi çocukluğunu anlattığı bir eser aslında. Kitabını okumadım ama filmi gerçekten çok güzel. Yokluklarına rağmen yaşadıkları küçük mutluluklar insanın içini ısıtıyor. İzlemediyseniz, kesinlikle tavsiye ederim.








>>CENNETİN RENGİ



Cennetin Rengi'ni öylesine açtım, başına bir bakayım diye. Sonra bir baktım film bitmiş. Film o kadar duygusaldı ki... İnsanı bazı şeyleri düşünmeye itiyor. Muhammed karakterini canlandıran çocuk içimi çok fazla burktu. Şu repliği paylaşmadan edemem, çünkü filmi izlediğimden beri aklımdan çıkmıyor ve hala beni duygulandırıyor.


"Öğretmenimiz Allah'ın bizleri daha çok sevdiğini söylüyor. Ama ben de diyorum ki madem öyle, bizi kör yaratmazdı ki böylece onu görebilelim. Öğretmenimiz dedi ki "Allah görünmezdir. O her yerdedir. Onu hissedebilirsin. Onu parmağının uçlarını kullanarak görebilirsin." Ben de Allah'ı bulana kadar her yere dokunacağım. Ve bulduğumda da kalbimin bütün sırları dahil, ona her şeyi anlatacağım."




>> CENNETİN ÇOCUKLARI 

Cennetin Çocukları da, Cennetin Rengi filminin yönetmeninden bir film. Ali'nin, kardeşinin ayakkabılarını kaybetmesiyle başlayan bir hikayeyi anlatıyor. Filmi izlerken devamlı küçücük çocukların böyle endişeli olmaması gerektiğini düşünüp üzüldüm. Ayrıca böyle filmleri izleyince çok eften püften şeylere üzüldüğümüzü anlıyor insan. 



>>ÜÇ APTAL 

Bu, Üç Aptal'ı beşinci izleyişimdi. Aslında izlemek aklımda yoktu ama bir baktım, sonunda, nihayet dublajı yapılmış. Ailecek merak ettik nasıl olmuş diye açtık bir kez daha izledik. Dublajını beğenmedik biz, bazı kısımlarda dublaj yoktu. Hayır, dublaj yok bari altyazı olsaydı. Neyse film çok güzeldi, hala aynı tadı veriyor izlerken. İzlemeyen de kalmamıştır diye umuyorum.






>>ANGELA'NIN KÜLLERİ


Frank McCourt'un aynı isimli kitabından uyarlanan ABD - İrlanda yapımı bir film Angela'nın Külleri. Kitabını okumadım ama filmi çok güzeldi. Kitap zaten bir otobiyografi, filmde de gerçekten yaşanmış şeyleri izlediğimden sıkılmadım. Otobiyografi tarzını sevenler de beğenerek izleyecektir diye düşünüyorum. 

Film yağmurla başladı, yağmurla bitti yahu, izlerken içimiz üşüdü resmen. Ama ben yağmurlu havaları sevdiğimden pek etkilenmedim. Anneminse modu düştü, içi sıkıldı filan. 

Filmi izlemeye karar vermemizin sebebi oyuncu kadrosunda Robert Carlyle'nın olmasıydı. Annemle bu aktörü çok sevdiğimizden izleyelim dedik, pişman olmadık. Güzeldi.



>>AMERICAN ULTRA

Fragmanını izlediğimden beri merak ettiğim bir filmdi. Mizah, aksiyon karışımı olduğundan ailecek çok beğendik. Zaten Jesse.. ^^

Beklediğime, sabırsızlandığıma değdi, tavsiye ederim. 


>>DENİZ'İN ŞARKISI

Deniz'in Şarkısı filmi, Selki adında mitolojik bir yaratıkla ilgili. Nedendir bilmiyorum ama ben filmi anlamakta zorluk çektim. Sonrasında yaptığım araştırmalarla anlayabildim tam olarak efsaneyi. Belki de problem bendedir bilmiyorum. 

Yine de çok sıcak bir havası vardı filmin. Ayrıca müzikleri efsaneydi, söylemeden geçemeyeceğim. Zaten çok beğenilmiş, animasyon seviyorsanız mutlaka izleyin derim.





>>CASUSLAR

Neden izlediğim belli >> Kit Harington. Sanırım film bir televizyon dizisinden uyarlanmış. Ortalama bir aksiyon filmiydi, hoş vakit geçirtti.


>> YENTL

Bu ay izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Film biraz eski, 1983 yapımı, ama anlattığı şeyler, verdiği mesajlar tüm zamanlara sesleniyor bence.

Yentl kızların eğitim görmesinin yasak olduğu bir zamanda yaşıyor. O kadar eski zamanları düşünmeyin, 20. yüzyılın başlarından bahsediyorum. 

Kahramanımız Doğu Avrupa'da yaşayan bir yahudi. Kızların dini kitabı okumaları bile hoş karşılanmıyor, öyle ki okuyacağı zaman tüm perdeleri, kepenkleri kapatmak zorunda. Öyle bir toplum var ki, kadınların tek başlarına düşünemeyeceğini söylüyorlar. Kısacası kadınların erkeklerine hizmet etmek dışında pek bir önemleri yok.

Filmin asıl konusuysa okumayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok seven Yentl'in eğitim almak uğruna erkek kılığına girmesi. 

Filmdeki şarkılar da çok güzel ve anlamlıydı. Ayrıca birçok sağlam replik vardı. 

İzlerken devamlı halime şükrettim. Okuma, öğrenme özgürlüğüm olduğu için...

Kesinlikle izlenmesi ve ders alınması gereken bir film. Ben de bir kez daha izleyeceğim, mutlaka.


...



Neler Dinledim?



Meg Myers'ın Sorry albümü sanırım Eylülde çıkmıştı, anca dinleyebildim. Ya bilmiyorum, bu kızın sesi çok hoşuma gidiyor. Canlı performansları da çok iyi bence. Çoğu kişi gibi, belki de değil?, ben de onu Desire şarkısıyla tanıdım. Sorry albümünü de beğendim, fena değildi. Bir albümde üçten fazla şarkıya takıyorsam, benim için o albüm iyidir. 




Louane'in albümünü dinleme sebebimse gülünç. İlerleyen senelerde Fransızca öğrenmeyi istiyorum ve son zamanlarda okulda bunun muhabbeti çok geçti. Çok fena gaza geldim, dedim ki kendi kendime yapabileceğim en iyi şey o zaman gelene kadar kulağımı dile alıştırmak. 

Bu işe bir zorunluluk gibi başladım ama şarkıları çok sevdim. Hiçbir şey anlamasam, devamlı gidip dinlediğim şarkının çevirisine bakma gereği duysam da dinlemekten zevk aldım gerçekten. Zaten bence müziğin size hissettirdikleri daha önemlidir. 

Yararı oldu mu hiç emin değilim ama. Belki de ben fark etmeden olmuştur, bakalım dersler başladığında göreceğiz artık. 

Neyse, bu ay taktığım ve devamlı dinlediğim şarkılar;

>> Louane / Jour 1

>> Louane / Avenir

>> Meg Myers / Morning After You

>> The Neighbourhood / Single

>> Florence + Machine / Hiding


** Bir de uyumadan önce hep Enya'nın yeni albümünden parçalar dinledim. O kadar rahatlatıcı ki yoğun bir günün ardından bile Enya dinlerken uykuya kolayca dalabildim. 




Özellikle şu şarkıyı çok beğendim, arada bir tekrarlayıcıya aldım hatta. Videosu da çok güzel olmuş, bir dinleyin derim. 





Kısacası bu ay kitap okumaktan başka her şeyi yapmışım, hiç hoş değil. Önümüzdeki ay da finaller var, zaten okuyamayacağım. Kötü hissediyorum kendimi ama en azından Goodreads meydan okumamı tamamlayabildim, olumlu tarafından bakarsak. 

Siz Aralık ayında neler yaptınız?
Benimle paylaşın!




























8 yorum:

  1. Vuhuuu neler neler izlemişsinn :) boş geçmemiş kii üzülme bence kitapları az okudum falan diye. Marslıda ben de öyle hissettim yaa Watney bildiğimiz Watnry değildi. Sonra Allah Allah ben mi anlamadım acaba diye sinemaya ikinci kez gittim hatta :D ikincide altyazılı izledim o zaman biraz daha güzel geldi bana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya artık izlediklerim için ayrı bir yazı yazıcam böyle giderse :D Marslı konusunda yalnız olmadığıma sevindim, yani izlenmeyecek kadar kötü değildi ama ben kitapla karşılaştırarak beğenmediğimi söyledim. Bu ay finaller var, kitap okumak bir yana film izlemeye bile mecalim kalmayabilir :D

      Sil
  2. Vuhuuu neler neler izlemişsinn :) boş geçmemiş kii üzülme bence kitapları az okudum falan diye. Marslıda ben de öyle hissettim yaa Watney bildiğimiz Watnry değildi. Sonra Allah Allah ben mi anlamadım acaba diye sinemaya ikinci kez gittim hatta :D ikincide altyazılı izledim o zaman biraz daha güzel geldi bana :)

    YanıtlaSil
  3. Kültür patlaması olmuş bu postta :)

    Film izleyenlere çok imreniyorum ben izleyemiyorum ama listenden gözüme çarpanlar var :)

    Sen beğenmesen de verimli bir ay olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben de öyleydim. Filmden ziyade dizi takip ediyordum ama nedense son zamanlarda zorla dizi izliyorum ama haftada iki üç kere film seyrediyorum. Teşekkür ediyorum bu arada ^^

      Sil
  4. okuduğum kitapların filmini izlemişsin, izlediğim filmlerin kitabını okumuşsun :-)

    Ya ben Marslı kitabını okumadım. Sadece sinemada filmi izledim ve çok çok beğendim. Kitabını okusaydım büyük ihtimalle ben de sevmezdim çünkü o zaman kendi hayal ettiğimiz şekilde izlemeyi bekliyoruz. Kafamızdaki film olmayınca da beğenmiyoruz. Sabastian Stan'i ben de beğenerek izledim :-) Keşke daha çok sahnesi olsaydı.

    Angela'nın Külleri ve Zıkkımın Kökü okuduğum kitaplar ama filmlerini izlemedim. Angela'nın Külleri insanı ağlatan Zıkkımın Kökü de güldüren bir kitaptı. Özellikle Zıkkımın Kökü'nde kahkahalar atmıştım. Filmini izlesen de kitabını da okumanı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marslı konusunda evet, katılıyorum. Kafamda farklı şekillendirdiğim için beğenmedim büyük ihtimalle. Zıkkımın Kökü'nü de edinip okuyayım o halde. Tavsiye için çok teşekkürler :')

      Sil
    2. Marslı konusunda evet, katılıyorum. Kafamda farklı şekillendirdiğim için beğenmedim büyük ihtimalle. Zıkkımın Kökü'nü de edinip okuyayım o halde. Tavsiye için çok teşekkürler :')

      Sil