30 Aralık 2015 Çarşamba

Yeni Yıl Dilekleri | 2016


Herkese merhaba!

2016'ya çok az kala yeni yıldan beklediklerimi sizlerle paylaşayım dedim. 



Yeni yıla girme olayı, o kutlamalar filan bana hiç de saçma gelmiyor. İnsanın yeni bir sayfa açması gibi bir şey bence bu olay. Ve bence, kutlanmayı hak ediyor. En azından benim açımdan böyle. Aralığın son gecesini ben sıradan bir gece gibi geçiremiyorum. Yani düşünsenize, iyisiyle kötüsüyle bir yıl daha devirmişsiniz, yepyeni bir yıl var önünüzde. 

Zaman kavramını sorgulamayı bir kenara bırakırsak gerçekten de umutlarla başlanacak bomboş bir yıl!


Eskiden öğretmenlerimiz yazdırırdı, yeni yıldan beklediklerimiz başlığı altında kısa kompozisyonlar. Hatta geçen sene bile, Almanca hazırlık sınıfında, yazma dersinde bu etkinliği yapmıştık. 


Dileklerimi sıralamak ve yeni yılda yapacaklarım, yapmak istediklerim hakkında hayaller kurmak benim çok hoşuma gidiyor. Sonuçta dilemenin bir hududu yok, yapabildiği kadar hayal etmeli insan.


Yeni yıldan öncelikle herkese sağlık, huzur, mutluluk ve başarı diliyorum. 


Kişisel dileklerime gelirsek...



28 Aralık 2015 Pazartesi

26 Aralık 2015 Cumartesi

23 Aralık 2015 Çarşamba

2016'da Mutlaka Okuyacağım 7 Kitap



Herkese merhaba!

Yeni yıl için en büyük dileğim, tüm kitapkurtları gibi, daha fazla kitap okuyabilmek, okumak istediğim kitapları okumayı başarabilmek... Kendime yedi kitaplık bir 'mutlaka okunacaklar listesi' yaptım. Umarım 2016'ı bu kitapları okumadan geçmez. 

Listem şöyle;




16 Aralık 2015 Çarşamba

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupéry | Kitap Yorumu

Küçük Prens'in şu anki kısa haline gelmeden önce yaklaşık 1000 sayfalık bir eser olduğunu biliyor muydunuz?

Yazarı Saint-Exupery'nin kitabı kısaltması üzerine söylediği tahmin edilen sözü açıklayıcı olacaktır:


"Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır."

- Kaynak : onedio.com


...


Küçük Prens, çoktandır okumayı istediğim bir kitaptı. Zaten okumak için yeterince geç kaldım, bir on-on beş yıl kadar...

On İki Gezici Öykü tam da hafta sonundan önce bitince, Küçük Pren benim için bir hafta sonu okuması oldu.


Yazının devamı Spoiler içerir.

Küçük Prens'in en sevdiğim özelliği durmadan sorular sorması ve cevabını almada da rahatlamamasıydı. Öğrenmenin sonu olmadığını göz önüne alırsak, soru sormak, meraklı olmak çok güzel ve gerekli bir özellik bence.


Sonra Küçük Prens'le çiçeği arasındaki ilişkiyi çok sevimli buldum ben. Özellikle dünyadayken ou düşünmesi filan çok hoştu, yüreğimi de burkmadı değil. Umarım Prens çiçeğine kavuşmuştur.


Neden Küçük Prens'in gittiği gezegenlerde sadece bir kişi vardı hiç düşündünüz mü?


Bence bunun aracı oradaki insanların yalnızlıklarına, içe dönüklüklerine vurgu yapmaktı. Yaptıkları şeylerin yararsızlığını öne çıkarmak için başvurulan bir yöntemdi bence. Böylece yalnızlığın zıtlığı, dostluğun da önemi vurgulanmış ki bunu hikayenin çoğu yerinde anlamak mümkün.


Bir de şu Küçük Prens'in yaşadığı gezegeni bulan Türk gök bilimci meselesi. Orada bahsedilen Türk lidere daha sonra değineceğim ama kitabı okumuş olanlar için bunun hakkında ne düşündüğümü söyleyeyim istedim.


O kısımdaki diktatör olayı göz ardı edildiğinde, şunu fark ediyorsunuz ki yazar aslında orada başka bir şey belirtmek istiyor. İnsanların ya da Avrupalıların mı demeliyim bilmiyorum ama ne kadar şekilci olduklarını ima ediyor.


Adam yeni bir gezegen bulmuş, fes takıyor diye önemsenmiyor. Burada ciddi bir dar görüşlülük olduğunu düşünüyorum. 


Spoiler sonu.


Küçük Prens bir aralar, sanırım?, 100 Temel Eser arasından çıkarılmış. Bunu kitabı okuduktan sonra öğrendim, nedenini de hemen anladım. 


Kitapta Türk bir liderden bahsediliyor. Avrupalılar gibi giyinmek hakkında bir yasa koyan ve bu yasaya uymayanları ölüm cezasına çarptıran... Bu konuyu biraz araştırdım, farklı yayın evleri 'o kelime'yi farklı şekillerde çevirmiş. Önder diye çeviren de var, lider, diktatör diye de. Orijinal basımdaki kelimenin tam karşılığı ise 'diktatör'müş.


Bu olayın olduğu yıl ise 1920 diye bahsediliyor kitapta. Tarihte bir farklılık dikkat çekiyor. Tartışmaya yol açan bu ifade benim de bir an kafamı karıştırdı. yazar gerçekten de Atatürk'ten mi bahsediyor?


Atatürk ve diktatörlük... Yan yana yazıldığında bile çok saçma geliyor insana. Bu yüzden oradaki ifadeden kasıt Atatürk değil, bence olamaz. Bunu düşünmek bile gereksiz bir yerde. Kurmaca bir metin yazarken bunun gereği olarak gerçek tarih ve kişiler konusunda esnek davranmış yazar belki de. 

Öyle düşünelim, öyle olsun.


Yine de bilmek isterim, sizler ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?



Uzun lafın kısası, bence bu kitap için çocuk kitabı denmesi yersiz, zira Küçük Prens, içinizdeki çocuğa sesleniyor. 

Ve hepimiz bir zamanlar çocuktuk.



ALINTILAR

"Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir."

...

"İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."

...

"Gülünü senin için önemli kılan onun için harcadığın zamandır."

...

"İnsanların arasında da yalnızdır insan."

...

"İnsan herkesten verebileceklerini istemeli. Bir otoritenin kabul görmesi mantıklı olmasına bağlıdır."

...


"Sahibi olmayan bir elmas bulursan, o elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o da senindir. Bir buluş yaparsan patentini alırsın, buluş senin olur. Madem ki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir."



11 Aralık 2015 Cuma

El Yapımı Kitap Ayraçlarım ^^



Herkese merhaba!

Benim aslında öyle abartılacak bir el becerim yoktur. Tamam, hiç yoktur. Ama internette dolaşırken böyle el yapımı süslemeler filan görünce kanım kaynıyor. 


Ayrıca ben kitapçıların verdiği, sitelerin gönderdiği ayraçları da hiç sevmiyorum. Kitap kapağının içinde olan ayraçları da kıyıp koparamıyorum. 


Sonra dedim ki, kendi ayracımı kendim yaparım ben de!


Geçtiğimiz yaz buna kafayı bayağı takmıştım. İlk denememde çok iyi sonuçlar elde edemedim ama pes de etmedim. Geçen gün yine aklıma esti, işsizlik değil mi bu, oturdum masamın başına. Yine basit birkaç şey yaptım. İşte kendi yaptığım ayraçlar....



8 Aralık 2015 Salı

On İki Gezici Öykü / Gabriel Garcí­a Márquez | Kitap Yorumu





On İki Gezici Öykü, on iki kısa öyküden oluşan bir kitap. Hikayeler arasında bağlantı yok, yazılış tarihleri bile farklı. 

Kırmızı Pazartesi'den sonra, yazarın diğer kitaplarını da okumayı çok istedim. Böyle bir yazarın çok geç farkına varmış olmam bir süre utanç duymama sebep oldu. Sadece tek bir kitabını okumakla kalmak istemedim. 


Aslında herkesin önerdiği ve çoğunluğun da yazarın adını duyunca söyledikleri 'Yüzyıllık Yalnızlık' ve 'Kolera Günlerinde Aşk' listemin tepesindeydi. Daha sonra bu kitapları olabildiğince ertelemeye karar verdim. İkisinin de kötü yorumunu görmedim ve beğeneceğimden de neredeyse eminim. Bu yüzden onları sona saklıyorum. 



4 Aralık 2015 Cuma

1 Aralık 2015 Salı

Kasım 2015 |





Neler okudum?



Bu ayın son iki haftasında sınavlarım olduğundan pek kitap okuyamam sanıp bir hayli üzülmüştüm. Hatta okumaya ara vermemek için ince ve akıcı olduğunu düşündüğüm kitapları seçtim. Jane Eyre okunmayı hala bekleyen kitaplar arasında. Aslında bu ay okumayı planlıyordum ama bu vize döneminde elimde sürünmesinden, güzelim kitaba yazık olmasından çok korktum. 

Kasım ayında toplam altı tane kitap okumuşum. Ayın başındaki korku ve endişelerime göre iyi bir rakam. Ayrıca okuduğum bütün kitaplardan zevk aldım, hiç beğenmediğim, aşırı sıkıldığım bir kitap olmadı.