1 Aralık 2015 Salı

Kasım 2015 |





Neler okudum?



Bu ayın son iki haftasında sınavlarım olduğundan pek kitap okuyamam sanıp bir hayli üzülmüştüm. Hatta okumaya ara vermemek için ince ve akıcı olduğunu düşündüğüm kitapları seçtim. Jane Eyre okunmayı hala bekleyen kitaplar arasında. Aslında bu ay okumayı planlıyordum ama bu vize döneminde elimde sürünmesinden, güzelim kitaba yazık olmasından çok korktum. 

Kasım ayında toplam altı tane kitap okumuşum. Ayın başındaki korku ve endişelerime göre iyi bir rakam. Ayrıca okuduğum bütün kitaplardan zevk aldım, hiç beğenmediğim, aşırı sıkıldığım bir kitap olmadı. 




İlk olarak Sherlock Holmes / Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir 'i okudum. Bu benim okuduğum ilk Sherlock Holmes kitabıydı. Dizisini beğenerek izliyorum ve kitaptan da beklentilerim tavandı benim. Böyle vakalar hayal gücümü zorlayacak, beynimi yoracak düşüncesiyle başlamıştım. Ama o kadar da etkilenmedim, olayların çözülüş şeklinden. Hatta birçok vakanın sonunu tahmin ettim. Bunun olmaması gerekiyordu ya! Neyse, yine de eğlendim okurken.



Diğer kitabım Kafes'ti. Kafes'i bir yolculuk sırasında okuyup bitirdim. Gerçekten de tam yolcuklukta okunacak bir kitap. Fazlasıyla akıcıydı. Daha detaylı yorumu içintıklayın. 


Daha sonra çok merak ettiğim ama devamlı okumayı ertelediğim Dönüşüm'ü okudum. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kitap içinde yüksek beklentilerim vardı. Bu beklentilerimin tam anlamıyla karşılandığını söyleyemeyeceğim. Cidden sıkı bir girişi var, kabul etmek lazım. Bir kez daha okumam gerektiğini düşünüyorum. Sorun kitapta değil, bende, bence. 

İkinci kez okumayı istediğim basımı ise İş Bankası Yayınlarından çıkan basım. O basımın çevirmeni, okuduğum bölümün kurucusu, ayrıca bu sene dersini alacak kadar şanslı olduğum, çok sevgili Gülperi Sert. Bu kitabı bir kez daha onun çevirisinden okumayı çok ama çok istiyorum. 


Dönüşümü okuduktan sonra sınav haftam başlamıştı. Ben de kafamı dağıtmalık bir kitap okumak istedim. Kafayı dağıtmak için tiyatro oyunu okumaktan daha iyi bir yol düşünemiyorum. Othello'yu da çoktandır merak ediyordum. Aslında okumaya kıyamadığım bir kitaptı, o yüzden hep sonraya bırakıyordum. Sonunda okudum. Harikaydı. Umarım izlemeye de fırsatım olur.


Okuduğum diğer bir kitap da Leo Huberman'dan 'Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla'. Bu kitabı dönemin başında tarih hocamız önermişti. Anlattıklarını daha kolay kavramak için bu kitabı okumanın iyi olacağını söylemişti. Ben de, doğrusu biraz çekinerek, başladım kitaba. Sıkılacağımdan fena halde korkuyordum. Çünkü ekonomiden filan hiç anlamam. Buna rağmen tarihi çok severim. Kitap tarih&ekonomi ilişkisini o kadar güzel ve akıcı anlatıyor ki kitabın çoğunluğunu zevkle okudum. Sıkıldığım yerler olmadı değil ama bu da çok doğal bence. Yine de kitabın bütününe baktığımda, iyi ki okudum diyebileceğim bir kitap. Birçok şeyi daha iyi anlamama yardımcı oldu. Eğer ekonomiye ve tarihe ilgiliyseniz sizin kesinlikle okumanız gereken bir kitap.



Bu ay okuduğum son kitap ise Stefan Zweig'dan Satranç. Geçen haftalarda öylesine bakınırken keşfettiğim bir kitap oldu Satranç. Stefan Zweig'dan daha önce hiçbir şey okumamıştım. Bu yüzden de kitaba sıfır beklentiyle başladım. Hatta Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla kitabından sonra hafif bir şeyler okuyup kafamı dağıtmak istemiştim. Yorumlarda güzeldi. Ben de çok beğendim kitabı. Yazarın dili çok iyiydi, ayrıca çevirisini de beğendim ben gayet akıcıydı. Yazarın biyografisini kitap bittikten sonra okudum ve daha çok etkilendim. Kendisi 1942 yılında, Avrupa'nın durumundan üzüntü duyduğu için karısıyla birlikte intihar etmiş. 

Yazarın okuduğum ilk kitabı Satranç'tı, ama kesinlikle son olmayacak!




...




Neler İzledim?


Yine sınav haftası olduğu için pek film izleyemeyeceğimi düşünüyordum ama şöyle bir bakınca hiç kasmamışım aslında. 


Madagaskar'ın ilk filmini yıllar önce izlemiştim. Ama devamını izlemeye hiç fırsatım olmadı. Hatta devam filmleri olduğunu dahi unutmuşum, o derece. Derslerden içim sıkılınca bir animasyon izleyeyim dedim. Bakınırken hepsini izledik diye yakınıyordum ki annem hatırlattı bana Madagaskar'ı. Önce olayları hatırlayalım diye ilk filmi izledik. Ardından ikincisini. İlki kadar eğlenceliydi bence. Alex'in geçmişi çok duygusaldı ya. Kahramanlarımızın küçüklükleri fazlasıyla sevimliydi. Ayrıca bu filmde benim beklemediğim bir şey oldu. Garip ama çok tatlıydı. Çok güldüm, her karakter ayrı komik.








İkinci filmden sonra bir hafta, on gün sonra filan da üçü izledik. Ama ben ilk iki film kadar beğenmedim üçüncüyü. Hatta bence, tuttu diye, tamamen ticari amaçla çekilmiş gibi geldi. Alex'in ailesine ne oldu yahu? Sanki hiç var olmamışlar gibi atlanmış, hiç hoş değildi. Sonra birden nasıl Avrupa'ya gelebildiler? Ayrıca yeni karakterlerin dublajlarını çok yapmacık buldum ya, çok itici geldiler bana.  Ama sonlardaki sirk sahneleri çok güzeldi. 



Veee... Sonunda Görevimiz Tehlike'nin son filmini de izledim. Bu da tesadüf eseri izlediğim bir film oldu aslında, hiç hesapta yoktu izlemek. Gecenin bir köründe babamla canımız sıkıldı. Öylesine film bakarken birden aklımıza geldi. Görevimiz Tehlike izleyeceğimizi duyunca annem de hemen bize katıldı.  Aslında hepimiz merak ediyormuşuz. Gerçekten çok iyiydi film. Diğer filmleri de izlemiştim, şimdi konularını hatırlamıyorum ama diğerlerini bu kadar çok beğenseydim hatırlardım mutlaka. Sanırım en çok bunu sevdim. Rebecca Ferguson'ı ben daha önce 'The White Queen' de ve ' The Red Tent' de izlemiştim. Kadını aslında fena itici buluyorum. Yine de filmi izlerken bu beni pek etkilemedi. Tom Cruise'u izlemekten onu gözüm görmemiş olabilir. 






Friends izlemeyeli epey olmuştu. Çünkü başladığım zaman duramıyorum. Okullar açıldığından beri de izlememiştim bu yüzden. İçim derslerden çok sıkıldığı için biraz gülmek istedim ve Friends izleyeyim dedim. Tabii yine duramadım. Aşağıdaki tüm bölümleri bir akşamda izledim. Bir ay için fazla değil ama Friends izlememek için kendimle savaşıyorum. Çok güzel ve bitince ne yapacağımı bilmiyorum resmen.

İzlediğim bölümler; 
8. Sezon 7,8,9,10,11,12,13,14. Bölümler.


Spoiler içerir.

Hepsi çok komikti. Sadece rahatsız olduğum bir konu var. Neden, neden, neden Joey Rachel'a karşı romantik duygular beslemek zorunda? O kadar sinir bozucu bir durum ki bu sinirlendiğim için daha fazla izlemek istemedim. Neden birbirlerinin en yakın arkadaşı olarak kalamıyorlar? 
Neden -_- 

Rachel'den gerçekten nefret edesim geliyor bazen. Ama çok tatlı pislik! 



...



Neler Dinledim?






 The Neighbourhood'un ikinci stüdyo albümü olan Wiped Out'u dinledim. Albüm zaten Ekim'in sonunda, 30 Ekim'de çıkmıştı. İlk albümü de  çok beğenmiştim ama bu albümde çok iyi iş çıkartmışlar bence. 











En beğendiklerim;




+ Prey

+ Cry Baby


+ The Beach


+ Greetings from Califournia


+ Ferrari


+ Single


+ R.I.P 2 My Youth




** Özellikle R.I.P 2 My Youth şarkısı fazlasıyla bağımlılık yapıyor. Sözleri fazlasıyla anlamlı, şarkının girişi çok çok iyi. Ayrıca Jesse'nin sesiyle hissettirdikleri anlatılamaz bile, şarkı aynı zamanda hem ürkütücü hem de üzücü. Müzik videosunu da fena etkileyici.







Vance Joy'u ben Riptide şarkısıyla tanımıştım. Albümünü de o zamanlar dinlenecekler listeme almıştım. Bu ay ders çalışmak için kendimi motive ettiğim o aralıklarda 'Dream Your Life Away'i' dinledim. Dinlemek için geç kalınmış bir albümdü bence. Çok hoşuma gitti.




En beğendiklerim;







+ From Afar



+ Georgia




+ Mess Is Mine




+ Fire and the Flood




+ First Time




+ Who am I?




+ Winds of Change

...


Kasım ayı, şu iki haftalık sınav stresini saymazsak, hiç de fena geçmedi. Reading Slump durumu yaşarım diye ödüm kopuyordu ama sınavlar kitap okuma durumumda bir aksaklık yaratmadı çok şükür. 


Siz bu ay neler yaptınız? Benimle paylaşmayı unutmayın!





8 yorum:

  1. Bende Friends 8.sezondayım son 2 bölüm kaldı.Bitmesin diye yavaşladım normalde 2-3 güne deviriyordum sezonu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ya insan durduramıyor kendini..

      Sil
  2. Satranç ve Dönüşüm favori kitaplarımdan. Sınav dönemi tiyatro okumayı hiç denememiştim, ilginç ve denemeye değer bir fikir^^ ayrıca tüm endişelerine rağmen harika bir ay geçirmişsin^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tiyatro okumak gerçekten insanın kafasını boşaltıyor bence.. Bu arada teşekkür ederim ^.^

      Sil
  3. ne güzel bir ay geçirmişsiniz :) blogumada beklerim sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, mutlaka bakacağım :')

      Sil
  4. Salam. Blogunu yeni tapdım. Bu yazını da çoox bəyəndim. Uzun bir cavab istəyirəm yazım :D Sherlock haqqında mənim də bir az qorxum var dramasını çox bəyəndim amma kitabda necə olacaq deyə. Xüsusiloə Agatha C. nin 2 kitabını oxumuşam amma gözlədiyim/beklentim kimi olmadı. Kafkanın kitabını çox sevərək oxumuşdum. Amma mən də yenidən oxumaq istəyərəm. Satranş/Şahmat kitabını kitab mağazalarında görüb bəyənmişdim oxuyacaqlarım listimə əlavə etmişdim amma burda haqqında oxuduqdan sonra daha tez oxuyaram yəginki. Ən çox da yazının biyoqrafiyasına görə. Mənim də çox sevdiyim The Neighbourhood qrupundan yazmısan. Nə təsadüfdür, mən bu yazını oxuduğum zaman qrupdan mahnı dinləyirdim ;) Xüsusilə R.İ.P 2my youth mahnısı/şarkısı mükəmməldir. Və The beach i də çox sevirəm. Çox gözəl qrupdur. Zövqümüz belə uyğun olubsa Vance Joy u da dinləyim gərək. ;) Bloguma bəklərim/gözləyirəm :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa gerçekten hoş bir tesadüf olmuş :) Satranç'ı okuyup beğenirsin umarım. Bu arada evet, eğer müzik zevklerimiz benziyorsa Vance Joy da hoşuna gider. Yorumun için çok teşekkür ederim, çok tatlısın ^^

      Sil